Türkiye, bir kıta olmamasına rağmen bir kıtada bulunacak sayıda tür çeşitliliğine sahip. TEMA Vakfı’nın verilerine göre:

-Tüm Avrupa kıtasında 12 bin 500 farklı tohumlu bitki türü varken, Türkiye’de bu sayı 10 bin 900.

-Mantarlar ve mikroorganizmalar hariç bilinen tür sayısı 37 binden fazla.

-Bitki türlerinin yüzde 38’i, hayvan türlerinin yüzde 18’i endemik.

-Gıdaların yüzde 35’i başta arılar olmak üzere doğada tozlaşma sağlayan canlılara bağlı.

-Kullandığımız antibiyotiklerin kaynağı toprak mikroorganizmaları. En yaygın kullanılan 150 ilacın yüzde 57’si doğadan geliyor.

-Bakteri, virüs ve parazitlerin neden olduğu salgınlara karşı kullanılan ilaçların yüzde 75’i doğa kaynaklı.

-1981 - 2010 yıllarında onaylanan antibiyotiklerin yüzde 75’inin (104 antibiyotiğin 74’ü) kökeni doğadaki canlılar.

-Kanser ilaçlarının yüzde 70’i doğa kaynaklı veya doğadan esinlenerek üretildi.

Ancak bu zengin biyoçeşitlilik büyük tehlike altında. Yine vakfın verilerine göre, bin 284 bitki türüyle 139 hayvan türünün nesli tehlike altında ve bilinen türlerden 11’i tamamen yok oldu. TEMA Vakfı, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin tanınması, öneminin fark edilmesi ve korunmasına katkı sağlamak amacıyla yeni bir proje başlattı: A. Nihat Gökyiğit Biyolojik Çeşitlilik Projesi.

Biyoçeşitlilik: Yaşamın Sigortası 1

Projenin basın toplantısında konuşan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, yaşam ve sağlık için gerekli temiz havanın, gıdanın, gezegendeki su ve besin döngüsünün devamlılığının biyolojik çeşitliliğe bağlı olduğunu ancak öneminin yeterince bilinmediğini belirtti: “İnsanlık doğada yaptığı tahribatlarla, neden olduğu iklim kriziyle, aşırı yararlanma ve avlanmayla, kasıtlı olarak veya fark etmeden gelişine neden olduğu işgalci türlerle biyolojik çeşitliliği yok etmekte. Bugün insanlar gezegenin yüzde 75’ini kullanmakta ve kullandığı alanların yapısını değiştirmekte.” Oysa orman tahribatı, mera ve otlakların tarım alanlarına dönüştürülmesi, madencilik, su ve hava kirliliği, kentleşme, erozyon, sulak alanların kurutulması, tarım arazilerinde aşırı gübre ve zehirli tarım kimyasalları nedeniyle sebep olunan arazi tahribatı; biyolojik çeşitliliği yok eden nedenlerin başında geliyor. 1970 yılından günümüze memelilerde, kuşlarda, balıklarda, çift yaşamlılarda ve sürüngenlerde azalışın yüzde 68’e ulaştığını vurgulayan Ataç, “Dünya’da 1 milyon türün nesli tehlike altında ve insanlığın neden olduğu yok oluş geçmiş yılların bin katı oldu. Böyle giderse gelecekte de bugünkü yok oluşun 10 katına çıkacak” dedi.

“TEMA Vakfı olarak biz de Kurucu Onursal Başkanlarımızdan Sayın A. Nihat Gökyiğit’in biyolojik çeşitlilik konusuna verdiği önem sebebiyle kendisinin adını verdiğimiz yepyeni projemizin çalışmalarına başladığımızı duyurmanın mutluluğu içerisindeyiz” diyen Ataç, dünyanın sürdürülebilirliği için en önemli mirasın, biyolojik çeşitliliği korumak olduğunu belirtti.

A. Nihat Gökyiğit Biyolojik Çeşitlilik Projesi

Türkiye genelinde yürütülecek proje iki yıl sürecek. Bu süreçte:

-Biyolojik çeşitlilikle ilgili temel kavramların yer aldığı, Türkiye’deki endemik türlerin tanıtıldığı, nesli tehlike altındaki türlerle ilgili bilgilerin yer aldığı, biyolojik çeşitlilik konusunda başvuru kaynağı niteliği taşıyacak bir web sitesi hazırlanacak.

-#FarkındaMıyız temalı tanıtım ve farkındalık filmleri yayınlanacak.

-Bilimcilerin katılımıyla tüm kamuoyuna ve sivil toplum kuruluşlarına açık seminerler ve webinarlar organize edilecek.

-Çocuklara ve gençlere yönelik eğitim çalışmaları yapılacak.