Sağlık ve Çevre Birliği HEAL (Health and Environment Alliance) 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde “Türkiye’de Kronik Kömür Kirliliği: Kömürün Sağlık Yükü ve Kömür Bağımlılığını Sonlandırmak” raporunu yayınladı. Termik santrallerden kaynaklı hava kirliliğinin yarattığı sağlık sorunları ve bunun mali yüküne dikkat çeken rapor, Türkiye’de santral bazında sağlık etkilerini ve buna bağlı maliyetleri hesaplayan ilk çalışma. Ve rapora göre, kömür santrallerinin yarattığı kirlilik her yıl 53.6 milyar TL’ye yakın sağlık maliyetine neden oluyor.

2019’da Türkiye’de işletmede olan linyit, taş kömürü veya asfaltit kullanan 28 adet büyük elektrik santralini (100 MW ve üzeri kurulu güce sahip) inceleyen raporun başyazarı, HEAL Türkiye Sağlık ve Enerji Politikaları Kıdemli Danışmanı Funda Gacal, “2019’da Türkiye’nin sağlık harcamaları 201 milyar TL olarak açıklandı. Bu meblağının yüzde 27’si ise kömür kaynaklı sağlık sorunlarına harcandı” diyor.

11 Milyon 300 Bin Hasta Geçirilen Gün

Kömürlü termik santraller pek çok kronik ve akut hastalığın nedeni. 2019’da bu santraller Türkiye’de 26 bin 500 çocuk bronşit vakası, 3 bin erken doğum, 3 bin 230 yetişkin bronşit vakası, bununla birlikte 11 milyon 300 bin hasta geçirilen güne ve hastalık nedeniyle 1,4 milyon iş günü kaybına neden oldu.

Santraller 5 bin erken ölüme neden oldu

Kömürlü termik santrallerin yol açtığı erken ölümler de raporun temel bulguları arasında. Rapora göre, 2019 yılında santraller yaklaşık 5 bin erken ölüme neden oldu. Yani günde ortalama 13 kişi kömürün yarattığı kirlilik nedeniyle hayatını kaybetti. Funda Gacal, bu sayılara rağmen kömürden elektrik üretimi projelerinin devam ettiğini vurguluyor: “19 GW'lık mevcut kurulu kömür gücüne ek olarak toplam 33 GW'lık 30 yeni kömürlü termik santral projesi bulunuyor. Bu santrallerin ortalama ömrü en az 40 yıl. Bu nedenle, her bir yeni kömürlü termik santral yıllar boyunca insan sağlığına zarar veren bu emisyonlarda kilitlenmeye yol açacak. Bu durum, diğer sektörlerin hava kirletici emisyonlarını azaltma çabalarını da boşa çıkarır.”

Gacal, filtre sistemlerinin de çözüm olmadığını söylüyor: “Hava kirliliğine yol açan kömürlü termik santrallerin bazılarının filtreli olduğunu tespit ettik. Ama en iyi filtre sistemleri dahi bacalardan yayılan hava kirleticilerini yalnızca bir noktaya kadar azaltabildikleri için kronik hava kirliliğine çözüm olmuyor. Filtreler ayrıca CO2 salınımını engellemiyor, yani kömürün iklim değişikliğini tetiklemedeki rolünü azaltmıyor. Filtrelerin yanı sıra kömür türü, enerji içeriği ve kazan teknolojisi de bacalarından salınan hava kirletici emisyonları etkiliyor. Ayrıca baca çapı ve yüksekliği gibi, baca tasarım unsurları kirliliğin dağılımında rol oynuyor.”

Günde 13 Kişi Hava Kirliliğinden Ölüyor 1

Çözüm: Sağlıklı Enerjiye Geçiş

Çalışmada, Türkiye'de kömürlü termik santral emisyonlarından kaynaklanan sağlık ve iklim maliyetlerinin enerji politikaları oluşturma süreçlerinde dikkate alınması gerektiğini vurgulanıyor. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden (HASUDER) Yrd. Doç. Dr. Melike Yavuz da bu ihtiyacın altını çiziyor: “Bilgi akışının sağlanması, şeffaf bir diyalog kurulması ve sağlık etki değerlendirmesi yapılabilmesi için, kömürlü termik santraller başta olmak üzere tesis bazında hava ve suyu kirleten tüm emisyon verilerinin kamuya açılması gerekiyor. Sağlık ve tıpta uzmanlık kuruluşları kömür ve enerji üretiminin sağlık üzerindeki etkileri ve maliyetleri konularında her zamankinden daha çok endişe duyuyor. Karar vericiler de bu tartışmalarda yer almalı, sağlık etkilerini değerlendirmek için elini taşın altına koymalı.”

Raporda politika yapıcılara yöneltilen öneriler şöyle:

-Mevcut ve eskimiş kömürlü termik santrallerin en kısa sürede kapatılması ve yenilerinin inşa edilmemesi.

-Sağlık ve çevre etki değerlendirmeleriyle bilinçli enerji seçimleri yapılması.

-Elektrik sektöründen kaynaklanan emisyonların şeffaf bir şekilde raporlanarak veri şeffaflığının artırılması ve bunların bilimsel olarak değerlendirmesine izin verilmesi.

-Sağlık istatistikleri ve ilçe düzeyinde de hastalık vakalarına ilişkin istatistiklerin kamuoyuyla paylaşılması.

-Ekonomi, enerji ve çevre mevzuatları ve stratejilerini birbirleriyle ilişkilendirilerek enerji sektörü planlamasının geliştirilmesi, uzmanların ve halkın katılımına izin verilerek şeffaflığın artırılması.

-Sürdürülebilir yenilenebilir enerji ve enerji tasarrufu biçimlerinin tercih edilmesi.

-Paris İklim Anlaşması’nın onaylanması ve iddialı bir Ulusal Katkı Beyanı (NDC) ile yenilenebilir enerji kaynaklarının paylarının artırılmasına dair hedeflerin belirlenmesi.

“Türkiye’de Kronik Kömür Kirliliği: Kömürün Sağlık Yükü ve Kömür Bağımlılığını Sonlandırmak” raporuna göre en kirli 10 santral:

-Seyitömer, Kütahya, 10.455 ton PM (partikül madde)/yıl

-Tunçbilek, Kütahya, 8.244 ton PM/yıl

-Afsin Elbistan-A, Maraş 3.666 ton PM/yıl

-Soma-B, Manisa, 2.672 ton PM/yıl

-Çayırhan, Ankara, 1.634 ton PM/yıl

-Bekirli, Çanakkale, 1.298 ton PM/yıl

-Yatağan, Muğla, 1.176 ton PM/yıl

-ZETES-3, Zonguldak, 830 ton PM/yıl

-ZETES-2, Zonguldak, 804 ton PM/yıl

-Cenal, Çanakkale, 788 ton PM/yıl

Rakamlarla Kömürün Sağlığa Etkisi:

-4 bin 818 erken ölüm

-3 bin 70 erken doğum

-26 bin 500 çocukta bronşit vakası

-3 bin 230 yetişkinde yeni bronşit vakası

-5 bin 664 hastane başvurusu

-237 bin 37 astım ve bronşit semptomu gösterilen gün (astım hastası çocuklarda)

-11 milyon 300 bin hasta geçirilen gün