Doğa ve sanatı birleştiren bir festival düzenleme fikri nasıl ortaya çıktı?

Bozcaada’yı seçmenizde ne etkili oldu? Yaklaşık yirmi yıldır Bozcaada’da yaşıyoruz ve her yıl ada sevgimiz azalıyor. Ada dahil her yerde ekolojik, sosyal, ahlaki erozyona karşı çıkmanın gerekliliği artıyor. Biz de belgesel biliyoruz; yönetmen ve festival denen yapının nasıl oluşacağını biliyoruz. Bu fikrimizi önce o dönemki Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği (BOZTİD) Başkanı Yahya Göztepe ve Bozcaada Belediye Başkanı Hakan Can Yılmaz ile paylaştık; her ikisi de ne yapmak istediğimizi anladı ve böylece ilk adımı attık.

BIFED nasıl bir festival? Kimlere sesleniyor?

BIFED’in nasıl bir festival olduğunu başkalarına sormak gerekir. Ama objektif bazı dataları verebiliriz. Finale kalan filmlerin yüzde 50’den fazlası kadın yönetmenlere ait. Festival çalışanlarının yüzde 75’i kadın. Seçilen filmlerin yüzde 50’den fazlası güney veya “global South” dediğimiz küresel güneyden veya üçüncü dünyadan. Festivalin bir de çok önemli bölümü var: Çocuk programı. İstanbul’dan gelen ve adadaki öğrenciler için (9 – 15 yaş) çok farklı atölye ve programlar var. Ekolojiyle ilgili herkese seslenen bir festival bu. Ama festivalin izleyicileri yalnızca izleyici değil, aktif katılımcı insanlar. 

BIFED: Bozcaada’da Yavaş Festival 1

BIFED, bu altı yıl sonunda hem festivaller kapsamında hem de ekoloji dünyasında çok önemli bir yere sahip. Bu başarınızı neye bağlıyorsunuz?

Festivale geldiğiniz zaman yüzü ekşimiş, karanlık bir ruh haline girmiş insanlara çok rastlamazsınız. Festival ekibinin tümü Bilgi Üniversitesi İletişim Bölümü öğrencileri ve hepsi çok ahlaklı, çalışkan ve güler yüzlü çocuklar, seçkin bir genç grubu; teknik ekibimiz bu ülkenin en iyisi diyebilirim. Festival programı büyük bir beğeni topluyor. Ada halkı, bütün yıl bu festivali bekliyor ve gerçekten de sinema ve doğayla ilgilenen kişiler.

Festival jürisi dünyada bu alanda en önemli kişiler. Alberto Vendemmiati, Mark Achbar, Liz Miller, Heidi Gronauer, Özcan Alper, Yeşim Ustaoğlu, Ümit Ünal, Fotini Barka, Nathalie Borgers bazı isimler... Çantalarımız, kataloglarımız, tasarımlar, tercümeler, konaklama, ofis, festival dostu mekânlar, basın ve medya gibi çok önemli konularda ada halkı hep yanımızda... Festival boyunca, tüm festival dostu lokantalar, pansiyon ve oteller indirim yapıyor. Detaylı bilgi için sosyal medyayı takip etmek yeterli olacaktır. Bütün bunlar bir araya gelince de sanırım festival iyi oluyor.

BIFED: Bozcaada’da Yavaş Festival 2

Festivale katılım süreci nasıl işliyor?

Film seçimindeki kriterleriniz neler? Bu yıl festivale 450 film katıldı; ancak yüzde 10’unu göstereceğiz. Finale de yüzde 3 civarında film kalıyor. seçim kriterleri ön jürinin aslında sübjektif kararı.

Bu yıl festivalin altıncısı düzenleniyor. Bu yıl festivalde neler var; izleyiciler nasıl bir festival bulacak?

Bu yılki filmlerin ana temaları, tüm maden ve taşocaklarına direnen yerel halkın mücadeleleri, asbest ve petrolün yarattığı sağlık problemleri ve kirlilik, mülteciler ve iklim göçü, suların hidroelektrik santrallerine kurban ediliş öyküleri, gençlerin isyanı, iyi ve doğru tarımsal üretimin sürdürülemezliği ve kapitalizm karşısındaki yenilgisi, Mayorka ve Samotraki adalarının turizme taban tabana zıt yaklaşımları ve bunların sonuçları.

Finalistler, Fethi Kayaalp Büyük Ödülü için yarışacak. Bu kategoride 12’si yurtdışından toplam 14 film yer alıyor. Fethi Kayaalp Büyük Ödülü’ne ek olarak ikincilik, üçüncülük ödülleri de var. Gaia Öğrenci Ödülü adı altında yalnızca öğrencilere açık dördüncü ödül de yine festival kapsamında. Büyük Ödül ve Gaia Ödülü haricinde her yıl gelenekselleşen Panaroma bölümünde gösterilecek filmlerle birlikte festival süresince 50’yi aşkın film dünyanın birçok noktasından Bozcaada’ya gelen sanatsever ve ekolojistlerin ilgisine sunulacak. Talin Büyükkürkçüyan’ın bir performansı da bu sene festivalde.

BIFED: Bozcaada’da Yavaş Festival 3

Belgesel sinema izleyici ve yayınlanma konularında dar bir alana sahip. Festivale katılamayanlar filmlere nasıl ulaşabiliyor?

Festivale katılamayanlar maalesef bu filmlere ulaşamazlar. Copyright konularına olabildiğince hassas yaklaşıyoruz.

Türkiye yapımı belgesellerin durumunu nasıl buluyorsunuz?

Ülkemizde belgesel iyi bir yerde. Neredeyse hiçbir üretim ve sunum imkânı olmayan bir coğrafyada, bunca sansüre ve zorluğa rağmen insanlar belgesel, hem de kaliteli belgesel üretmeye devam ediyor. Bu şartlarda hiçbir şey üretilememesi gerekir, ama üretiliyor. Bu yıl finaldeki 14 film arasında iki de Türkiye üretimi var; bu da önemli.

Size göre, dünyanın ekolojik sorunları nasıl çözülür?

Gençlerin şu sıralar sergilediği direniş, bizim yaptığımız festival gibi yaklaşımlar ve bireylerin günlük hayatlarında yapacağı devrimler önemli. Ama tüm bu çabalara karşın, doğa bize bir süredir bitmekte olduğunun ciddi işaretlerini gönderiyor ve biz büyük bir gayretle süreci hızlandırıyoruz. Adı “gelişmiş” olan ülkeler bu süreçte en başı çekiyor. Meksika Körfezi’nden yayılan kirlilik, tüm Afrika’daki maden ve petrol kaynaklı kirlilik, sömürü düzeni, Kanada’nın Alberta Eyaleti’ndeki petrol çamuru üretimi, Hollanda’nın başı çektiği hibrit tohum endüstrisi, nükleer silahlanma... Dünyayı çok uluslu dev şirketler tüketiyor. Bu dev şirketlerin çok yakın ilişkide olduğu reklam şirketlerinin temel uzmanlık alanı tüketimi, kapitalizmin arzuladığı biçimde artırmak. Tüketimi artırma amaçlı uzmanlaşan şirketlerin, tüketimi her alanda azaltma prensibine dayalı, tam tersi, ekolojik veya insani bir mesajı nasıl verecekleri açıklık kazanmış olamamakla birlikte, burada temel bir mantık sorunu varmış gibi duruyor ve maalesef ekolojiyle ilgili olumsuz sürece karşı yapılan propagandanın neredeyse tümü reklam şirketlerince yapılır, bu çok büyük bir sorun.


Festival ile ilgili ayrıntılı bilgi ve programa ulaşmak için buraya tıklayınız.