Gözlerimiz ışığın sadece belirli bir dalga boyunu görebiliyor. Kulaklarımız belirli bir frekans aralığını duyabiliyor. Ellerimiz dokunduğunda pek çok detayı algılayamıyor ve bizler bu kusurlu algılayıcılarımızla, kusursuz bir dünya tasarladığımızı varsayıyoruz. Düşünme biçimimiz doğadan uzaklaştıkça, doğanın öğrettiklerini unutuyoruz. Oysa Anadolu’da son 20 yılda pek çok şey değişti. Bir yanda yıkım politikaları uygulanırken diğer yanda doğanın var olma hakkını savunan kitleler oluştu.