Her insan çocukken sütü sindirebilir ancak erişkinlerin süt sindirimi sonradan mutasyonlarla kazanılmış bir olgu. Bilim insanları süt içme alışkanlığıyla ilgili şimdiye kadarki en eski kanıtlardan birine ulaştı: Buna göre Kenya ve Sudan'da yaşayan insanların, en az 6.000 yıl önce süt ürünleriyle beslenebildiği tespit edildi. Bu tarih, insan evriminde “süt geni”nin ortaya çıkmasından öncesine dayanıyor. Yani insanlar bu sıvıyı sindirmek için yeterli genetik donanıma sahip olmadan önce de süt içiyordu.

Araştırmacılar, süt içme tarihimizi incelemek için, toplumların en az 8.000 yıldır evcil inek, koyun ve keçi güttüğü Afrika'da çalıştı. Sudan ve Kenya'da kazılan 2.000 ila 6.000 yıllık sekiz iskeletin dişlerinden sertleşmiş diş taşlarını kazıyarak içeride hapsolmuş süte özgü proteinleri aradı. Nature Communications’ta yayımlanan makaleye göre, ekip, bugün bu insanların en az 6.000 yıl önce süt ürünlerini tükettiklerini ortaya koydu. Bu, Afrika'da ve belki de dünyadaki süt tüketiminin bilinen en eski doğrudan kanıtı niteliğinde. Araştırma aynı zamanda Afrika'da sütçülüğün Avrupa'da olduğu kadar geriye gittiğini, hatta belki daha da ileride olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda bu kanıt, laktaz kalıcılığının ve süt içmenin bir şekilde beyaz Avrupalılarla ilişkili olduğu düşüncesini de çürütüyor.

Dahası, 2020'de iskelet DNA'larından bazıları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, bu dönemde Afrikalılar süt sindiren genler geliştirmemiş yani laktaz intoleransına sahipler. Yeni çalışmanın ortak yazarı ve Max Planck İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü'nde antik proteinler konusunda uzman olan Madeleine Bleasdale, “Topluluk, laktaz kalıcılığı olmadan önce süt içiyor gibi görünüyor” diyor.

Bu protein dizileri bugün de Afrika'da yaygın olan süt, peynir veya yoğurt gibi fermente süt ürünlerinden gelmiş olabilir. Fermantasyon, bazı kültürlerin süt şekerlerini tüketmeden önce parçalamak için kullandıkları bir strateji; bu da uyum sağlamayan insanların çiğ süt içmeden süt ürünlerini tüketmesini kolaylaştırabilir. Çalışmaya dahil olmayan Sarah Tishkoff bu durumu “Şimdiye kadar gözlemlenen doğal seçilime dair en güçlü bulgulardan biri” olarak nitelendiriyor.

Washington Üniversitesi'nden Arkeolog Fiona Marshall, mutasyonların sonunda insanların sütlerinden daha fazla besin elde etmelerine yardımcı olarak ortaya çıkmış olabileceğini ve onlara avantaj sağladığını söylüyor: “Bu insanlar arasında, laktaz kalıcılığına sahip bireyler daha uzun yaşayacak ve daha fazla çocuk sahibi olacaktı.”

Laktaz kalıcılığı için çevresel değişkenler de etkili olabilir. Süt sağmak, evcil hayvan sürüleriyle zorlu koşullar altında var olmanın sürdürülebilir bir yolu. Çobanlar süt sağarak sürüdeki hayvanlarını öldürmeden beslenebilir. Örneğin kuraklık sırasında, çobanlar için sığır ve keçiler, adeta dört ayaklı su filtreleri ve saklama kabı görevi yapar. Tishkoff, “İnekleriniz varsa, sürdürülebilir bir sıvı, protein ve besin kaynağına sahipsinizdir” diyor. Elbette, sığırlarınızı yaşatabildiğiniz sürece.