Antalya’da Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Bonn’da devam eden ara dönem iklim müzakerelerinde Türkiye ve Avustralya’dan 94 sivil toplum kuruluşu, yayınladıkları ortak bildiriyle COP31 Başkanı Murat Kurum ve Müzakerelerden Sorumlu Başkan Chris Bowen’ı fosil yakıt çağını kapatacak bağlayıcı kararlar almaya çağırdı.

Almanya’nın Bonn kentinde ara dönem müzakerelerde teknik tartışmalar sürerken küresel sivil toplum kuruluşları da itirazlarını daha yüksek sesle dile getirmeye başladı. COP31 zirvesinin ortak yükünü paylaşan, ancak kendi coğrafyalarında tamamen farklı fosil yakıt krizleriyle boğuşan Türkiye ve Avustralya sivil toplum örgütleri ilk kez bu kadar net ve kitlesel bir ittifak kurdu.

İklim Ağı bileşenlerinin de dahil olduğu, çevre, kalkınma, halk sağlığı ve insan hakları alanında faaliyet gösteren tam 94 sivil toplum temsilcileri, Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen’a hitaben ortak bir mektup kaleme aldı. Çağrının temel argümanı, iki ülkenin küresel iklim diplomasisindeki bu ortak rolünün, kelime oyunlarından ibaret sonuç bildirgelerini geride bırakıp COP31’in 1,5 derece hedefini pusula olarak korumak için gerekli olan gerçek bir "uygulama çağı" başlatması gerektiği.

Ev Sahibi Ülkelerin Çelişkisi

Bu ittifakı ilginç ve jeopolitik açıdan stratejik kılan unsur Avustralya’nın dünyanın en büyük üçüncü fosil yakıt ihracatçısı olarak küresel emisyonların arkasındaki ana tedarikçilerden biriyken; Türkiye’nin ise hızlı sanayileşme ve enerji politikalarında kömür bağımlılığını kırmaya direnen, yeni termik santral planlarından tamamen vazgeçmemiş bir bölgesel güç konumunda olması.

Türkiye’nin Paradoksu: Kömürlü Termik Santraller

Mevcut Durum: Ulusal elektrik üretiminin yaklaşık üçte biri (%33’ün üzerinde) yerli ve ithal kömür yakılarak elde ediliyor. Muğla, Zonguldak, Adana ve Kahramanmaraş gibi havzalarda halk sağlığı ve biyolojik çeşitlilik ağır tehdit altında.

Sivil Toplumun Talebi: Antalya’da müzakereleri yönetecek olan Türkiye’nin, masaya oturmadan önce net, bağlayıcı ve kademeli bir "Kömürden Çıkış Tarihi" (en geç 2035) açıklaması gerekiyor.

Yeni Yatırım Planları

Mevcut Durum: Küresel finans dünyasının kömür yatırımlarından çekilmesine ve karbon vergisi risklerine rağmen, Türkiye’de hâlâ yeni kömürlü termik santral üniteleri ve maden sahası genişletme projeleri yasal olarak tamamen iptal edilmiş değil.

Sivil Toplumun Talebi: Yeni kömür yatırımlarına yönelik tüm teşviklerin derhal kaldırılması, mevcut lisansların askıya alınması ve bütçenin adil geçiş fonlarına aktarılması.

Akdeniz Kırılganlığı

Mevcut Durum: Sıcaklık artışları küresel ortalamanın üzerinde. Tarımsal sulamada çöküş, yeraltı sularının tuzlanması, Akdeniz ekosisteminde istilacı türlerin artışı ve her yaz tekrarlanan mega yangınlar.

Sivil Toplumun Talebi: Zirvede "Uyum ve Kayıp-Zarar Fonları" başlığı altında, tarihsel sorumluluğu olan büyük endüstriyel ülkelerin elini taşın altına koymasını sağlayacak "Dürüst Arabuluculuk" rolü.

Enerji Dönüşümü Potansiyeli

Mevcut Durum: Rüzgâr ve güneş enerjisinde Avrupa’nın en yüksek potansiyellerinden birine sahip olmasına rağmen, şebeke altyapısı, depolama yetersizlikleri ve bürokratik engeller nedeniyle yenilenebilir enerjinin payı hak ettiği hızda artmıyor.

Sivil Toplumun Talebi: Fosil yakıtlara verilen doğrudan ve dolaylı sübvansiyonların sonlandırılarak tamamen dağıtık ve yerel yenilenebilir enerji kooperatiflerine aktarılması.

KÜRESEL SİVİL TOPLUMUN DÖRT TEMEL TALEBİ

Zirveden sadece diplomatik bir başarı hikâyesi değil, gezegenin ekolojik dengesini koruyacak somut bir taahhüt çıkmasını hedefleyen 94 sivil toplum kuruluşu, taleplerini dört ana başlıkta topladı:

1-Fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir uzaklaşma sürecini sahiplenme ve ilerletme taahhüdünde bulunmaları,

2-COP30’da uluslararası iş birliğini güçlendirmek, adil ve kapsayıcı geçişleri desteklemek için üzerinde uzlaşılan Adil Geçiş Mekanizmasını; belirlenmiş finansman, net zaman çizelgeleri ve işçiler ile kırılgan toplulukları koruyacak uygulama unsurlarıyla somut eylemlere dönüştürmeleri,

3-Azaltım, uyum ve kayıp-zarar dahil olmak üzere iklim eylemine dair tüm alanlarda ilerleme sağlamak için uluslararası iklim finansmanının güçlendirilmesine katkı sunmaları, böylece “büyük kirleticiler öder” ilkesini güvence altına almaları,

4-“Dürüst arabulucu” rolünü üstlenecek bir başkanlık anlayışıyla, son COP’larda fosil yakıt endüstrisinin endişe verici düzeyde artan etkisine karşı müzakerelerin bütünlüğünü korumaları, sivil toplum ve yerel toplulukların sürece anlamlı katılımını sağlamları, insan haklarını gözetmeleri, bu sayede çok taraflı sürece olan güveni yeniden tesis etmeleri.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ NE DİYOR?


Fosil Yakıtlardan Çıkış Çağrısı 1

Tanyeli Behiç Sabuncu, WWF-Türkiye İklim ve Enerji Programı Müdürü

“COP31 Başkanı olarak Türkiye, kömürden çıkışı erteleme yaklaşımını bu zirvede sürdürmemeli. Ülkedeki elektrik üretiminin üçte biri hâlâ kömürden sağlanıyor ve ekonomik ve toplumsal meşruiyetini kaybetmesine rağmen yeni kömürlü termik santral üniteleri planlanmaya devam ediyor. Fosil yakıtların aşamalı olarak terk edilmesi sadece bir emisyon azaltım hedefi değil, aynı zamanda insanlar ve doğa için yaşanabilir bir dünya ile tüketiciler ve işletmeler için enerji güvenliği sağlayan bir yol. COP31, Türkiye için belirleyici bir tercihi temsil ediyor: Geçmişin politikalarına bağlı kalmak mı, yoksa adil ve temiz bir enerji geleceğine doğru dönüştürücü bir liderlik sergilemek mi? Kömürden çıkışa yönelik bir tarihi açıklamak, ülkenin COP’taki liderlik rolünü ciddiye aldığını gösteren en güçlü ilk sinyal olacaktır.”

Fosil Yakıtlardan Çıkış Çağrısı 2

Denise Cauchi, Climate Action Network Avustralya Direktörü

“Fosil yakıt çağı sona eriyor. Derinleşen enerji krizi, fosil yakıtlara bağımlılığın gerçek maliyetlerini gözler önüne seriyor; bu maliyetler yalnızca ağırlaşan iklim etkileriyle sınırlı değil, aynı zamanda küresel güvensizlik, enerji fiyatlarındaki şoklar ve artan yaşam maliyetleriyle de kendini gösteriyor. COP31'in gelecek dönem Başkanı ve Müzakereler Başkanı olarak Türkiye ve Avustralya, COP31'in merkezine 1,5 derece sıcaklık hedefini yerleştirmelidir. Bu da kömür, petrol ve gazdan planlı ve adil bir çıkışı; yeterli finansmanla desteklenen ve adil dönüşüm ilkelerine dayanan bir geçişi gerektirir. Avustralya güvenilir bir liderlik sergilemelidir. Dünyanın en büyük üçüncü fosil yakıt ihracatçısı olarak, ihracatlar da dahil olmak üzere fosil yakıtların aşamalı olarak sonlandırılmasına yönelik net bir plan ortaya koymalı ve uluslararası iklim finansmanına adil payını sağlamalıdır.”


Fosil Yakıtlardan Çıkış Çağrısı 3

Shiva Gounden, Greenpeace Avustralya Pasifik Bölge Sorumlusu

“Pasifik, fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik küresel çabaların ön saflarında yer almaktadır. En başından beri, çok taraflı işbirliğini ilerletmek ve küresel iklim rejimini güçlendirmek için çalıştık; Paris Anlaşması’nda 1,5 derece sınırını resmileştirdik, kayıp ve hasar için finansman sağladık ve dünyanın en büyük sorununu dünyanın en yüksek mahkemesine taşıdık. COP31 ortaklığına, 30 yıllık ön saflarda liderlik deneyimimizi, karşılıklılık ve kollektif sorumluluk değerlerimizi ve topluluklarımızın sıcak yüreklerini ve bitmeyen kararlılığını getiriyoruz. Bilim, adalet ve hırsın sesi olmaya devam edeceğiz. Bizim için fosil yakıtları aşamalı olarak ortadan kaldırmak ve 1,5 °C sınırını korumak bir hayatta kalma meselesidir. Birlikte, Pasifik halkları ve dünya çapındaki topluluklar için daha güvenli ve refah dolu bir gelecek sağlayabiliriz.”


Kasım 2026’da Antalya’da kurulacak olan devasa müzakere çadırları, sadece teknik metinlerin oylandığı bürokratik alanlar mı olacak yoksa Türkiye ve Avustralya sivil toplumun sesine kulak vererek, kendi topraklarında kömürden çıkış takvimini ilan edip yeşil dönüşümün tarihî liderliğine adlarını mı yazdıracak hep birlikte izleyeceğiz.