Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Kanal İstanbul projesine verdiği ÇED olumlu kararına karşı davalar açılmaya devam ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 16 baro, WWF Türkiye, DİSK ve daha pek çok kurum ve kişinin yanı sıra TEMA Vakfı da raporun iptali için dava açtı. 17 Şubat’ta açılan davada, hukuka, kamu yararına ve bilimsel gerekçelere uygun olmadığı gerekçesiyle kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali talep edildi. 14 bilim insanının hazırladığı dava dilekçesi yaklaşık 140 sayfa tuttu.

“Mevcut ÇED raporu bilimsel verilere dayanan, önlemleri içeren bir rapor olmaktan uzak olduğu gibi projeye itiraz eden yüz binlerce insanın kaygılarını gidermiyor” denilen dilekçede, risklerin tam olarak değerlendirilmediği vurgulandı: “İstanbul’un tüm karasal ve denizel yaşam alanlarını, yer altı suyu sistemini ve ulaşım sistemini tamamen değiştirecek olan Kanal İstanbul projesinin, üst ölçekli mekânsal planlama ve stratejik çevresel değerlendirme çalışmaları olmaksızın sadece ÇED süreci ile yürütülmesi önemli risklerin göz ardı edilmesine neden oluyor. Üst ölçekte kapsamlı bir değerlendirmeden geçmeyen proje, gelecekte karşılaşılması muhtemel riskleri ve yaşanacak olumsuz sonuçları dikkate almadan hayata geçirilmeye çalışılıyor.”

İstanbul’un doğal kaynakları tehlikede

Proje yapılması durumunda, İstanbul’un su kaynakları, tarım ve mera alanları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak: “ÇED Raporu’na göre Sazlıdere Barajı’nın büyük bir kısmı devre dışı bırakılacak. Bu, iklim krizinin etkilerini daha fazla hisseden İstanbul halkı için önemli bir su kaynağının kaybedilmesi anlamına geliyor. Deniz suyundan yer altı sularına bir sızıntı olması durumunda tüm Avrupa Yakası’ndaki yer altı sularında geri dönüşü olmayacak şekilde tuzlanma riski bulunuyor. Projenin ÇED raporu tuzlanma riskine değiniyor ancak bu riskin gerçekleşmesi halinde ortaya çıkan sorunun çözümünün olmadığı değerlendirilmiyor.”

Projeyle yaklaşık 142 milyon metrekarelik tarım alanı yok olacak. Bu rakam, İstanbul’un tarım alanlarının yaklaşık yüzde 19’una denk geliyor. Dilekçede, projenin gerçekleşmesi halinde tarım arazilerinin yapılaşmaya açılacağı ve İstanbulluların gıda güvencesini tehdit edeceği vurgulanıyor.

“Muhafaza ormanları halkın su ve temiz hava güvencesidir”

ÇED raporuna göre, 421 hektar ormanlık alan Kanal İstanbul nedeniyle kesilecek. TEMA Vakfı dilekçesinde, kesilecek ormanın 287,03 hektarlık kısmının Muhafaza ormanı statüsünde olduğu vurgulanıyor: “Muhafaza ormanları; toprak koruma, su üretimi, temiz hava sağlama ve ulusal güvenlik gibi ormanın odun üretimi dışındaki hizmetleri nedeniyle korunan ormanlardır. Bu alanların korunması İstanbul halkının su ve temiz hava güvencesidir.”

“Küçükçekmece Gölü yok olacak”

Proje güzergâhı, özellikle doğal varlıklar açısından Trakya’nın zengin ve nadide bölgesinde yer alıyor. Kanal güzergâhı etki alanında bulunan Terkos Gölü, Sazlıdere Barajı ve Küçükçekmece Gölü, kuşlar, iki yaşamlılar ve tatlı su canlıları açısından son derece önemli ekosistemler. Bu alanlarda 249 kuş türü, 29 tatlı su türü ve 7 iki yaşamlı tür olduğu ÇED raporunda da yer almakta. Kumullar, taşlık kayalık, çalılık, fundalık, mera, tarım, orman alanı gibi habitatlarda ise 37 karasal memeli, 239 böcek türü, 24 sürüngen türünün bulunduğu açıklandı. Türkiye’de görülen 487 kuş türünün yarısından fazlası (%51’i) proje alanında yaşamını sürdürmekte.

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç projeyle yaratılacak adanın doğal yaşama etkisinin öngürülemediğine dikkat çekiyor: “Kanal İstanbul, İstanbul’un Avrupa Yakası’nı Trakya’dan ayırarak nüfusu yaklaşık 8 milyonluk yoğun nüfusu olan bir ada yaratacak. Böyle bir izolasyona doğal yaşamın da nasıl yanıt vereceği öngörülebilir değil. Bu projeyle Türkiye'nin önemli kuş alanı olan Küçükçekmece Gölü yok olacak ve tarihe karışacak.”