Fırtına Deresi’nin Ardeşen’den denize döküldüğü yerde “Recep Yazıcıoğlu Rafting ve Kano Sporları” alanı yaratılmaya çalışılıyor, şimdiden dere yatağı dolduruldu. Acaba böylesi bir alan yaratıldıktan sonra o dere alanlarında yaşayan balıklar yukarıya nasıl tırmanıp yumurta bırakacak? Ayrıca yukarıya doğru tırmandıkça gelişigüzel açılan taşocakları vadiyi her anlamda tehdit ediyor. Fırtına’nın her tarafına yapılmak istenen inşaatlar, geleneksel mimarinin yanında olanca çirkinliğiyle sırıtırken buna bir de hem gelen ziyaretçilerin hem de yörede yaşayan insanların dereye bıraktığı çöp yığınları, ayrıca yapılan kaçak orman kesimleri ve yapılması istenen yeni HES belası eklendi; sonuçta Fırtına gerçek anlamda çığlık atıyor! Oysa Bern Sözleşmesi’ne taraf olan Türkiye, bölgeyi koruma altına alacağını çok önceden taahhüt etmişti ama bu taahhüt yerine getirilmedi.

Ayrıca Türkiye yine imzaladığı AB katılımı çerçevesinde, Avrupa ’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi ile endemik ve doğal yaşamı korumakla yükümlü. Kendi kanunlarımızca da bölge doğal kültür turizm ve varlıkları açısından birinci derece doğal sit alanı ilan edilmiş durumda. Değiştirilen SİT kanunuyla HES ve baraja kılıf hazırlandığı gibi yıllardır korunan yayla ya da mera alanları halkın elinden alınmaya çalışılıyor.


Fırtına’nın Ekolojik Değeri

Bölgede, alüvyonlu akarsu ormanları (kızılağaç), geniş yapraklı ılıman ormanlar (doğu kayını), iğne yapraklı doğu ladini ormanları, geniş Alpin çayırlıklar, nadir şimşir ormanları gibi Doğu Karadeniz’e özgü bütün habitatları bir arada bulmak mümkün. Bu değerlerinden ötürü Fırtına Vadisi ormanları, dünyada korumada öncelikli yüz alandan biri. Fırtına Vadisi, Kaçkar Dağları ile birlikte 537 odunsu bitki, 136 kuş, 30 memeli, 21 sürüngen ve 116 endemik bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Türkiye’de en yoğun bozayı popülasyonunun bulunduğu bölgelerden biri olan alanda yabandomuzu, çengel boynuzlu dağkeçisi, yabankeçisi, kurt, tilki, çakal, yabankedisi, vaşak, karaca ve porsuklar yaşıyor.