Kültür ve Turizm Bakanlığınca, Sümela Manastırı'nda ziyaretçilerin güvenliğini artırmak ve kültürel mirasın korunmasını güçlendirmek amacıyla yürütülen bakım, onarım ve güvenlik çalışmalarının ilk etabı tamamlandı. Bilimsel veriler, uzman görüşleri ve ilgili koruma kurullarının kararları doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında kaya yüzey temizliği, koruyucu uygulamalar ve çevre düzenlemeleri hayata geçirilirken, manastır yeniden ziyaretçilerin hizmetine açıldı. Sümela Manastırı'nda kapsamlı restorasyon çalışmaları ise planlanan program doğrultusunda devam edecek.

SÜMELA'NIN GÜVENLİĞİ İÇİN DAĞCILAR GECE GÜNDÜZ ÇALIŞTI
Çalışmalar kapsamında manastırın iç ve dış avlularında yer alan erişimi güç yamaçlarda uzman dağcı ekipler tarafından kapsamlı kaya yüzey temizliği gerçekleştirildi. Bu kapsamda dış avluda 6 bin 350 metrekare, iç avluda ise 1.225 metrekarelik alanda kaya yüzeyleri temizlenerek olası riskler bertaraf edildi.
İç avluda ters tavan niteliğindeki bölümde meydana gelebilecek küçük kaya düşmelerine karşı 935 metrekarelik alanda ikinci kat ince tel uygulaması yapıldı. Böylece ziyaretçilerin güvenliğinin artırılmasına yönelik koruyucu önlemler güçlendirildi. Çalışmalar kapsamında yürüyüş yolları ile avlu zeminindeki kayrak taşlarında oluşan kırılma ve kopmalar onarıldı. Ayrıca manastır girişindeki gişe binasının çatı kiremitleri yenilenerek yapı güvenliğinin ve estetik bütünlüğünün korunması sağlandı.

Sümela Manastırı: Altındere Vadisi’nin dik yamaçlarında kurularak doğal yapı ile bütünleşen bu manastır kompleksi; tasarım, malzeme, mimarlık ve işçilik açısından eşsiz bir yapıdır. Dünya mirası olarak önerilen Sümela Manastırı, 2000 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktadır.
Trabzon’un Maçka ilçesinin Altındere köyü sınırları içinde, Altındere Vadisi’ne hâkim Karadağ’ın eteklerinde, sarp bir kayalık üzerine kurulmuş olan Sümela Manastırı, halk arasında Meryem Ana Manastırı olarak da bilinir. Vadiden yaklaşık üç yüz metre yükseklikte bulunan yapı, bu konumuyla manastırların şehir dışında, ormanlarda, mağara ve su kenarlarında kurulma geleneğini sürdürmüştür. Meryem Ana adına kurulan manastırın "Sümela" ismini "siyah" anlamına gelen "melas" sözcüğünden aldığı söylenmektedir. Bu ismin manastırın kurulduğu koyu renkli dağlardan geldiği sanılmaktadır. Bununla birlikte içerideki Meryem Ana tasvirinin siyah renginin de manastırın adına ilham verdiği düşünülmektedir. Rivayete göre manastır, Bizans İmparatoru I. Theodosius zamanında (375-395) Atina’dan gelen Barnabas ve Sophranios isimli iki rahip tarafından, MS 4. yüzyılda kurulmuştur. İmparator Justinianus’un emriyle 6. yüzyılda General Belisarios tarafından onarılarak genişletilen manastır, 7. yüzyılda birçok kez yağmalanmıştır.
Sümela Manastırı’nın şimdiki durumuyla varlığını 13. yüzyıldan itibaren sürdürdüğü bilinmektedir. 1204’te kurulan Trabzon Komnenosları Prensliğinden III. Alexios (1349-1390) zamanında manastırın önemi artmış ve fermanlarla manastıra gelir sağlanmıştır. III. Alexios’un oğlu III. Manuel zamanında ve sonraki dönemlerde de Sümela yeni fermanlarla zenginleştirilmiştir. Doğu Karadeniz kıyılarının Türk egemenliğine girmesini takiben Osmanlı padişahları pek çok manastırda olduğu gibi Sümela’nın haklarını da korumuşlar ve bazı imtiyazlar tanımışlardır. Sümela Manastırı’nın 18. yüzyılda birçok bölümü yenilenmiş, bazı duvarlar fresklerle süslenmiştir. 19. yüzyılda büyük binaların ilave edilmesiyle manastır muhteşem bir görünüm kazanmış, en zengin ve parlak dönemini yaşamıştır. Bu dönemde son şeklini alan manastır, pek çok yabancı seyyahın ziyaret ederek yazılarında bahsettiği bir yer haline gelmiştir. Trabzon’un 1916-1918 yılları arasında Ruslarca işgali sırasında manastıra el konulmuş; 1923'ten sonra ise yapı tamamen boşaltılmıştır. (Kaynak: Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü)