Kültür ve Turizm Bakanlığının Aspendos Antik Kenti’nde sürdürdüğü kazı çalışmalarında, mozaik sanatında oldukça sınırlı sayıda örneğine rastlanan bir nehir tanrısı betimlemesi gün yüzüne çıkarıldı. Aspendos Akropolisi ile Tiyatro’yu birbirine bağlayan Tiyatro Caddesi’nin Doğu Meydanı’nda yürütülen çalışmalarda, meydan ile Doğu Sur Duvarları arasında yaklaşık 6 x 25 metre ölçülerinde mozaikli bir mimari yapı ortaya çıkarıldı.
İlk değerlendirmelere göre yapının MS 3’üncü yüzyıl başlarında havuz olarak inşa edildiği, şimdiye kadar kazısı tamamlanan yaklaşık 6 x 7,50 metrelik bölümde açığa çıkarılan mozaik döşemenin ise henüz kazılmamış alanlarda da devam ettiği anlaşıldı. Yapının, milattan sonra 262 depreminin ardından iç duvarlarla bölünerek farklı mekânlara ayrıldığı değerlendiriliyor.

Mozaiğin Merkezinde Genç Eurymedon Yer Alıyor
Gün yüzüne çıkarılan mozaik tabanın ilk panosu geometrik bezemelerden, ikinci panosu ise merkezindeki figüratif betimlemeden oluşuyor. İkonografik özellikleri ve benzer örnekler doğrultusunda söz konusu figür, Aspendos’a hayat veren Eurymedon Nehri’ni simgeleyen “Aspendos Nehir Tanrısı Genç Eurymedon” olarak tanımlanıyor.

Saz Yaprakları ve Amphora ve Balık Figürleri
Mozaikte, Nehir Tanrısı tasviri başında ve elinde saz yapraklarıyla betimleniyor. Doğanın bereketini ve suyun yaşam veren gücünü simgeleyecek şekilde içinden su dökülen bir amphoraya yaslanmış pozisyonda tasvir edilen figüre, nehir içerisinde karşılıklı yüzen balıklar eşlik ediyor. Kompozisyonu tamamlayan balık figürleri, sahneye canlılık kazandırırken su dünyasının zenginliğini de yansıtıyor.

Roma Dönemi Anadolu Mozaik Sanatına Yeni Veriler Sunuyor
Küçük tesseralarla oluşturulan renk geçişleri, ayrıntı zenginliği ve dengeli figür oranlarıyla yüksek nitelikli bir işçilik ortaya koyan mozaik, mozaik sanatında bu tür nehir tanrısı betimlemelerine oldukça sınırlı sayıda rastlanması nedeniyle bilimsel ve kültürel açıdan ayrı bir değer taşıyor.
Keşif, yalnızca Aspendos’un sanatsal zenginliğini ortaya koymakla kalmıyor; aynı zamanda Roma Dönemi Anadolu mozaik sanatına ilişkin önemli veriler sunuyor.
Antik Aspendos Kenti Tiyatrosu ve Su Kemerleri, 2015 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesinde yer alıyor.
Aspendos Antik Kenti
Antalya’nın Serik ilçesi Belkıs köyü sınırlarında yer alan Aspendos Antik Kenti, sadece Anadolu’nun değil tüm Akdeniz dünyasının en iyi korunagelmiş Roma Dönemi tiyatrosuna sahip olmasıyla ünlü. Şehir, bölgenin en büyük nehirlerinden Köprüçay (Antik adı Eurymedon) yakınlarındaki bir tepenin düzlüğünde kurulmuştur. Akdeniz ile ulaşımını ve gelişmesini, yakınındaki nehre ve dolayısıyla çevresindeki bereketli topraklara borçlu olan Aspendos’ta bugün çoğunlukla tiyatro ve su kemerleri ziyaret edilmektedir. Şehre ait diğer yapıların kalıntıları ise tiyatronun yaslandığı tepenin düzlüğünde yer alır.

Tarihçiler şehrin yakınlarında akan nehrin kenarında MÖ 467 yılında Yunanlılarla Persler arasında geçen ve Eurymedon Savaşı adıyla anılan savaşta Yunan tarafının kazandığından bahseder. Aspendos, Büyük İskender’e hileli yollarla direnme göstermeye çalışsa da sonuçta teslim olup, şehirde yetiştirilen ünlü atlar ve altın karşılığındaki vergi borcunu kabul etmişlerdir. İskender’in ölümünden sonra Ptolemaios egemenliğine giren şehrin en parlak dönemi şüphesiz, ünlü tiyatro ve su yollarının inşa edildiği Roma İmparatorluk dönemidir. Aspendos Tiyatrosu gerek mimari özellikleri gerekse iyi korunagelmişliği ile Roma dönemi tiyatrolarının günümüzdeki en seçkin temsilcilerinden biridir. Tanrılara ve devrin imparatorlarına adanan yapı, Roma tiyatro mimarisinin ve yapım tekniğinin son çizgilerini sergiler. Devrinin görkemli yapılarından biri olan tiyatro, 15–20 bin kişi alabilmektedir. İmparator Marcus Aurelius döneminde (MS 161–180) Theodoros’un oğlu mimar Zenon tarafından inşa edilmiştir. Girişin iki anında yer alan Grekçe ve Latince yazıtlardan Curtius Crispinus ve Curtius Auspicatus adlı şehrin zengini iki kardeş tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Aspendos, Bizans ve Selçuklu dönemlerinde varlığını sürdüren şehirlerden biridir. Ünlü tiyatroda Selçuklu dönemi onarım izlerini, özellikle dış cephe ortasındaki anıtsal kapı eklentisinde ve cephesindeki koyu kırmızı zikzak desenli sıva kaplamada görmek mümkündür. Selçuklu sultanlarının konakladıkları ve kervansaray olarak düzenlendiği düşünülen sahne binasının günümüze dek sağlam kalabilmesinin en önemli nedenlerinden biri de bu Selçuklu onarım ve korumacılığına bağlanmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk de 1930 yılında burayı ziyaret etmiş, onarılıp yeniden kullanılması için talimat vermiştir.
Tiyatronun yaslandığı, yer yer sur duvarları ile çevrili tepenin üzerinde ise şehir merkezinin önemli yapıları olan agora, bazilika, anıtsal çeşme, meclis binası, anıtsal tak, cadde ve Helenistik tapınak gibi görülmesi gereken kalıntılar bulunmaktadır.
Tiyatronun yanı sıra ören yerinde ziyaret edilebilir en önemli diğer kalıntı ise su kemerleridir. Aspendos su yolu sistemi antik su yollarının günümüze dek korunagelmiş en iyi örneklerinden biridir. Genel görünümü, yaklaşık 1 kilometre uzunluğunda ve kuzey-güney konumlu olan kemerli köprünün her iki ucundaki su basınç kuleleri oluşturmaktadır. Şehrin suyu tepede yer yer görülebilen ana kayaya oyulmuş, armut şekilli sarnıçlarda toplanırken, MS 2. ve 3. yüzyıllarda tüm yapılarla beraber su yolu sistemi de geliştirilerek suyun daha düzenli elde edilmesi başarılmıştır.
Böylesine ufak ölçekte bir kentin tüm Akdeniz dünyasının en geçerli parasını basması ve anıtsal yapılarla donatılması, ekonomisindeki rahatlıkla açıklanmaktadır. Şehrin ekonomisini ayakta tutan en önemli ihraç ürünü, bugün de kurutulup pamuk tarımında kullanılan, yakınlarındaki Kapria Gölü'nden elde edilen tuzdur. Diğer ihraç ürünleriyle beraber ulaşıma elverişli nehir aracılığıyla Akdeniz pazarlarına gönderilen tuz, şehrin en önemli gelir kaynağı olmuştur. Ayrıca bağcılık ve buna bağlı olarak şarapçılık, zeytin ve zeytinyağı ile tahıl ürünleri ve yaş meyve, şehrin tarıma dayalı diğer ihraç ürünleridir. Tarihçiler Aspendos’ta yetiştirilen atların, tüm Yakındoğu ve Akdeniz dünyasının en aranır atları olduğunu yazmaktadırlar.