Mevcut deniz hukukunun biyolojik çeşitliliği korumakta yetersiz kalması nedeniyle yoğun baskı altında kalan okyanuslar, artık küresel bir hukuk koruması altında. Yirmi yıllık çetin müzakerelerin ardından kabul edilen ve kamuoyunda "Açık Denizler Anlaşması" olarak bilinen BBNJ Anlaşması, 17 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi.

Neden İmzalandı?

Anlaşma, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) kapsamında, ulusal yetki alanları dışındaki bölgelerde deniz biyolojik çeşitliliğinin korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını hedefleyen ilk bağlayıcı küresel çerçeve. Mevcut yasaların parçalı ve yetersiz kalması sonucu; aşırı avlanma, deniz kirliliği ve insan faaliyetlerinden kaynaklanan baskılar nedeniyle okyanus ekosistemleri çöküşün eşiğine gelmişti. BBNJ, bu yönetim boşluğunu dört ana başlıkla dolduruyor:

1. Deniz Koruma Alanları (MPA): 2030 yılına kadar okyanusların %30'unun korunması hedefine (30x30) ulaşılabilmesini mümkün kılacak açık deniz koruma ağlarının oluşturulması.

2. Deniz Genetik Kaynakları: Derin deniz canlılarından elde edilen genetik verilerin ve bunlardan sağlanan faydaların ülkeler arasında hakkaniyetli paylaşımı.

3. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED): Açık denizlerde önemli çevresel etki riski taşıyan faaliyetler için bilimsel temelli çevresel değerlendirme süreçleri.

4. Kapasite Geliştirme ve Teknoloji Transferi: Gelişmekte olan ülkelerin okyanus bilimlerine ve izleme teknolojilerine erişiminin desteklenmesi.

Türkiye'nin Bildirimleri

Türkiye, anlaşmayı imzalarken ve onaylarken ulusal çıkarlarını korumak adına yorumlayıcı bildirimlerde bulundu. Türkiye'nin BM'ye sunduğu resmi bildirimde şu noktalar öne çıkıyor:

UNCLOS Bildirimi: Türkiye, 1982’de yürürlüğe giren BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) taraf olmayan bir devlet. Bu nedenle,  BBNJ Anlaşması’nı imzalamış veya onaylamış olmasının UNCLOS’a taraf olduğu anlamına gelmeyeceğini ve mevcut hukuki tutumunda bir değişiklik yaratmayacağını bildirdi.

Egemen Hakların Korunması: Anlaşmanın hiçbir hükmünün kıyı devletlerinin kendi kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) alanlarındaki egemen haklarını ve yetkilerini zedeleyecek şekilde yorumlanamayacağı vurgulandı.

Yerli Halklar Tanımı: Türkiye, anlaşmada geçen “Yerli Halklar” kavramının kendi anayasal ve hukuki sistemi kapsamında bir karşılığı bulunmadığını not etti.

Uyuşmazlık Çözümü: Türkiye, anlaşmanın uygulanmasından doğabilecek uyuşmazlıklarda kendi bakımından Uluslararası Adalet Divanı’nı (ICJ) tercih ettiğini beyan etti.

BÜYÜK DEVLETLER VE KÜRESEL TUTUM

Şubat 2026 itibarıyla 145’ten fazla ülke anlaşmayı imzaladı; yürürlüğe girmesi için gerekli olan 60 onay eşiği aşıldı.

Çin ve ABD: Çin anlaşmayı onaylayan ilk büyük güçlerden biri oldu. ABD ise anlaşmayı imzaladı ancak henüz onaylamadı. ABD Senatosu'ndaki siyasi dengeler ve derin deniz madenciliği şirketlerinin lobisi, anlaşmanın tam olarak yürürlüğe girmesini (ratifikasyonu) engelliyor.

İmzalamayan yaklaşık 50 ülke (örneğin bazı petrol zengini veya derin deniz madenciliğinde iddialı devletler), açık denizlerdeki serbest ticari faaliyetlerin kısıtlanmasından ve elde edilecek kârın gelişmekte olan ülkelerle paylaşılmasından çekinmektedir.

Rusya Federasyonu: Rusya, anlaşmaya karşı en mesafeli duran büyük güçlerden biridir. Özellikle Arktik Okyanusu'ndaki iddiaları, açık deniz madenciliği ve balıkçılık üzerindeki sınırlamalara yönelik çekinceleri nedeniyle anlaşmayı henüz imzalamamıştır.

Körfez Ülkeleri ve Petrol Devleri: Açık denizlerdeki faaliyetlerin (petrol arama ve boru hatları dahil) yeni çevresel standartlara bağlanması, enerji ihracatçısı ülkeler için bir risk olarak görülmektedir:

Suudi Arabistan: Petrol ihracat yollarının güvenliği ve deniz yetki alanlarındaki kısıtlamalar nedeniyle imzacı değildir.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Umman: Bu bölge ülkeleri de benzer ekonomik kaygılarla listenin imzalamayanlar tarafında yer almaktadır.

İran: Basra Körfezi ve çevresindeki deniz hukuku karmaşası ve uluslararası denetim mekanizmalarına olan güvensizliği nedeniyle imzalamamıştır.

İsrail: Deniz alanlarındaki güvenlik ve enerji yatırımları (Doğu Akdeniz gazı dahil) üzerindeki kontrolünü zayıflatabileceği endişesiyle imzacı değildir.

Mısır: Süveyş Kanalı ve Akdeniz'deki stratejik konumu nedeniyle süreci yakından izlese de imzalamayanlar arasındadır.

Japonya: Geleneksel olarak güçlü bir balıkçılık filosuna sahip olan Japonya, anlaşmayı imzalamakla birlikte, özellikle balıkçılıkla ilgili maddelerin uygulanmasına yönelik ulusal mevzuatı ve politikalarından kaynaklanan bazı tereddütleri bulunduğu için henüz onay sürecini tamamlamamıştır.

GENETİK HAZİNE: PARA VE VERİ TRAFİĞİ

Anlaşmanın en yenilikçi yönlerinden biri deniz genetik kaynaklarıdır (MGR). Bu kaynaklardan elde edilen faydaların paylaşımı için COP tarafından belirlenecek mali ve idari mekanizmalar öngörülmektedir. Bilimsel verilerin paylaşımı ise BBNJ Bilgi Merkezi (Clearing-House Mechanism) üzerinden yürütülecektir.

AKDENİZ VE KARADENİZ

BBNJ, yarı kapalı denizlerde doğrudan yeni yetki alanları yaratmamakla birlikte, sınır aşan etkiler bakımından yeni istişare ve şeffaflık yükümlülükleri getirmektedir. Akdeniz’de, açık deniz statüsündeki alanlarda deniz koruma alanlarının uluslararası uzlaşıyla oluşturulabilmesi mümkün hale gelmektedir. Mevcut Barselona Sözleşmesi ile eş güdümlü bir yapı öngörülmektedir.

Karadeniz’de ise, kıyıdaş devletlerin kendi yetki alanlarında yürüttükleri faaliyetlerin açık deniz ekosistemleri üzerinde önemli etki yaratması halinde, bilimsel bilgi paylaşımı ve istişare süreçleri öne çıkacaktır.

Mavi Kıtanın Yeni Anayasası: Açık Denizler Anlaşması Yürürlüğe Girdi 1

Endüstriyel balıkçılık nedeniyle Marmara Denizi’ndeki balık çeşitliliği ve popülasyonu da giderek azalıyor. Denizlerin sürdürülebilirliğini sağlamak ve gelecek nesillerin de balıkları görmesi için boğazların ve adaların endüstriyel balıkçılık faaliyetlerine kapatılması gerekiyor. Fotoğraf: Mert Gökalp

BALIKÇILIK VE BBNJ

BBNJ Anlaşması balıkçılık kotalarını doğrudan belirlemiyor. Ancak açık denizlerde habitat temelli koruma alanları yoluyla, bölgesel balıkçılık yönetim örgütlerinin (RFMO) kararlarını dolaylı olarak etkileyebilecek yeni bir ekolojik çerçeve sunuyor. Sözleşmede geleneksel ticari balıkçılık, deniz genetik kaynaklarına ilişkin fayda paylaşımı rejiminin dışında tutuluyor.