İki kıtayı, iki denizi; Avrupa'yı ve Asya’yı, Ege'yi ve Karadeniz’i birbirine bağlayan Çanakkale Boğazı ve Gelibolu Yarımadası binlerce yıldan bu yana, dünya tarihinin akışını değiştiren pek çok savaşa sahne oldu. Bunlardan ilki, günümüzden yaklaşık 3.200 yıl önceki Troya Savaşı; sonucusuysa 1915 yılındaki Çanakkale Savaşları’dır. Aynı coğrafyadaki bu iki savaşın birçok ortak yönü vardır. Örneğin savaşların nedeni ve sonuçları birbirlerine oldukça benzerdir; Çanakkale Boğazı’nı kontrol edip Karadeniz ve Avrupa’ya giden yollara hâkim olmak. İki savaşın sonunda da büyük imparatorluklar parçalanır. Troya Savaşı’nın ardından o dönem dünyasına hükmeden Hitit ve Miken imparatorlukları ortadan kalkar. I. Dünya Savaşı’nın doğudaki en önemli cephelerinden olan Çanakkale Savaşları sonrasında Avrupa’daki güçlü imparatorluklar tarihe karışır. İki savaşın çatışmalarına baktığımızda da yine paralellikler görülür. Her ikisinde de taraflar ölülerini gömmek için çatışmalara birkaç gün ara verir, inanılmaz kahramanlık öyküleri yaşanır, savaş sonrası cepheler, kutsal topraklara dönüşür. İlkinde Homeros, ikincisinde Mehmet Âkif gibi büyük ozanlar, şairler yüceleştirilir.

Çanakkale Savaşları sırasında Troya ören yeri ve Troya Savaş alanı olarak kabul edilen yerlerde çatışmaların olması iki savaşı birbirine yakınlaştıran bir başka noktadır. Zaten pek çok asker, özellikle İngiliz, Fransız ve Almanlar kendilerini Troya Savaşı’nın kahramanları gibi görür. Âdeta cephede onlarla birlikte Akhilleus, Hektor, Agamemnon ve Priamos savaşmaktadır. Hatta bazı gönüllü askerler haritada Troya’yı gördüğünde bu coğrafyada savaşmak için can atar. Ailesini, çocuklarını, topraklarını ve sevdiklerini bırakıp savaşmaya koşar. İki savaşın fiziksel olduğu kadar kaderinde de ortak yönleri çoktur.


Troya Savaşı’dan Çanakkale Savaşları’na 1

1893-94 yıllarında Troya’da o dönemin en modern teknikleriyle kazılar yapan W. Dörpfel’in amacı aynı zamanda bu büyük savaşa ait arkeolojik izleri bulmaktı.

Çanakkale Savaşları’nın büyük komutanı Mustafa Kemal, savaş başlamadan birkaç yıl önce, Balkan Savaşları sırasında Çanakkale’ye kısa bir gezi gerçekleştirmiştir. Bu gezi sırasında Mustafa Kemal özellikle Anadolu yakasını ziyaret ederek tarihsel savaşların geçtiği alanları incelemek istediğini belirtmiş ve Troya harabeleriyle Troya Ovası'ndaki Kumkale ve Orhaniye tabyalarını ziyaret ederek Akhilleus’un mezarı olarak bilinen yerden Çanakkale Boğazı’nı incelemiştir. Mustafa Kemal, bu incelemeleri sonrasında stratejik olarak tarihsel değerlendirme yapar ve Anadolu kıyısının savunmasında sorun olmadığını, esas savunma stratejisinin Avrupa kıyılarından gerçekleştirilmesi gerektiği kararını verir. Bir süre sonra başlayan Çanakkale Savaşları’nın ilerleyişi gerçekten Mustafa Kemal’in tahmin ettiği gibi olur. 1. Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi kara muharebeleri fiilen 25 Nisan 1915’te başlar. 5. Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders, Bozcaada karşısındaki Beşige Limanı veya Kumkale’ye büyük çıkarma yapılabileceği düşüncesiyle 3. ve 11. Tümenlerden bir kolordu oluşturularak Erenköy’ün güneydoğusuna yerleştirilmesini teklif eder. Savaşların bir kısmı da Troya harabelerinin olduğu alanın etrafında gerçekleşecektir. Bu durumu, İngiliz ve Alman askerler günlüklerinde Troya Savaşı ile karşılaştırır. Özellikle Alman günlüklerinin neredeyse hepsinde bu algı çok açık bir biçimde görülür. Örneğin Paul Schweder, Çanakkale Cephesi'nde Türklerin Genel Karargâhında isimli anı kitabında sıkça Troya ve Homeros karşılaştırması yapmaktadır:

“Ve hemen Troya’nın arkasında tanrıların babasının ulu mekânı olan İda Dağı göklere yükseliyor. Sonraki günlerde Priamos’un kalesinin üstünde durup özlemle ama aynı zamanda merakla Akhilleus ile Patroklos’un mezarları olan bu iki muazzam mezar tepelerine bakacağım. Çünkü onların bana bizim asker refakatçilerimizden birinin anlattığına göre Çanakkale Boğazı’nın topa tutulması sırasında sadece tarihi değil, özellikle modern stratejik önemleri varmış. Akhilleus’in Hektor’un ölüsünü Troya’nın surlarının çevresinde sürüklediği ve kısa süre sonra kendisinin topuğundan aldığı bir ok yarasıyla öldüğü zamandan üç bin yıldan daha uzun vakit geçtikten sonra her iki Homeros kahramanının mezar tepeleri üstünde bahriye subayları Ilion için olandan daha devasa bir kavimler çatışmasını topçu dürbünüyle seyretmek için duruyorlardı.”

Bir başka Alman, gazeteci Rudolf Zabel’in 1916 yılında yayınlanan İstanbul Savaşı adlı anı kitabındaysa ilginç bir fotoğraf yer almaktadır. Sözkonusu karede bir Türk subayı Troya’daki kalıntıların üzerinden Çanakkale Boğazı’nın girişindeki İngiliz gemilerini gözetlemektedir. İngiliz donanmasındaki gemilerden birinin isminin Agamemnon olması, Troya Savaşı algısının İngiliz tarafında ulaştığı boyutu göstermesi açısından yeterlidir.

Troya ve Çanakkale Savaşları’nı bir araya getiren pek çok tesadüf de sözkonusudur. Bunlardan biri 1863 yılında Hisarlık Tepe’nin Troya olduğuna inanarak ilk kazıları yapan Frank Calvert ailesinin Troya’nın yaklaşık 4 kilometre güneydoğusundaki çiftlik evlerinin Türk ve Alman askerler tarafından karargâh olarak kullanılmasıdır. Çanakkale Savaşları sırasında Mustafa Kemal’i Arıburnu Cephesi’nde gösteren o ünlü fotoğrafı çeken Anafartalar Bölge Kurmay Başkanı Binbaşı Haydar Mehmet Alganer, Calvert ailesinin çiftliğinde bir süre kalmıştır. Bu çiftlik evi, 1873 yılında Troya’da bulduğu Kral Priamos’un hazinelerini kaçıran Schliemann’ın da eserlerini beş gün boyunca sakladığı yerdir.


Troya Savaşı’dan Çanakkale Savaşları’na 2

Troya ören yerinin yakınlarındaki Calvert çiftlik evi, Türk ve Alman subayların karargâhı olarak kullanılır.

Çanakkale Boğazı’nda binlerce yıldır geriye giden savaşların en çetini, Son Troya Savaşı olarak da tanımlayabileceğimiz Çanakkale Savaşları’dır. Bu savaşın en trajik günlerinden biriyse kara harekatı başlangıcında, 25 Nisan 1915 günü müttefiklerin gerçekleştirdiği Kumkale çıkarmasıdır. Çıkarma diğerlerinin aksine Gelibolu Yarımadası’nda değil, Anadolu sahillerindeki Kumkale’de, Troya Ovası’nda gerçekleşir. İngiliz ve Fransız birliklerinden oluşan Akdeniz Seferi Kuvvetleri’nin Gelibolu Yarımadası’nda altı kumsala yaptıkları çıkarmalardan farkı göstermelik olmasıdır. Çıkarmanın asıl amacı Anadolu kıyıları gerisindeki iki Osmanlı tümeninin, Gelibolu’yu takviye etmesini geciktirmektir ve birliklerin asıl çıkarmaların kritik ilk 24 saati sonrasında geri çekilmesi planlanmıştır. Yaklaşık iki gün süren çatışmalarda Türk ordusu toplam 1.730 kayıp verir. Fransızların kaybıysa 786’dır. Çatışmalar Kumkale’de sokak sokak, ev ev yapılır. Türk askerleri ovada mevzilenecek yer olmadığı için mezarlığı ve mezar taşlarını vücutlarına siper eder. Bu nokta aynı zamanda Troya ve Çanakkale Savaşları’nın trajik olarak kesiştiği ender yerlerdendir. Çatışmalar kısmen Troya ören yerinin olduğu alana kadar yayılır, hatta savaş anılarında İngiliz gemilerinden atılan topların Troya harabelerine isabet ettiği belirtilmektedir. Savaşın son dönemlerinde bir grup Avusturyalı asker, Türk ve Alman askerlerle birlikte Troya ören yerinde konuşlanır ve çatışmalara ara verildiği zamanlarda ören yerinde kazı yaparlar. Çektirdikleri hatıra fotoğraflarıysa onları son Troya Savaşı’nın ölümsüz askerleri yapacaktır.

Magma Dergisi 4. Sayı / Nisan 2015


Troya - Efsanevi Savaş

Troya, 221 Eserle 18 Ekim’e Kadar Kolezyum'da