Bir zamanlar Türkiye’nin en verimli tarım topraklarına sahip olan Trakya bölgesinin can damarı Ergene Nehri, hatalı politikalar yüzünden yıllardır zehir akıyor. Ergene’nin eski haline dönmesi için bekleyen yöre halkı, nehri besleyen derelerde de balık ölümleri başlayınca isyan etti. Lüleburgaz'ın Kayabeyli Köyü yakınlarındaki hayvan çiftliklerinin atıklarından kaynaklandığı öne sürülen balık ölümlerinden yöre halkı tedirgin. Kırklareli il genel meclis üyeleri, muhtarlar ve sivil toplum örgütü temsilcileri konuyla ilgili basın açıklaması yaptı. DAYKO temsilcisi Göksal Çidem, aynı gün Bulgaristan’ın Vizitsa Köyü’nde düzenlenen orman gülü festivaline katıldığını da belirterek, “Vizitsa Köyü’nden Türkiye görünüyor. Bir tarafta davul ve gayda sesleri, dans, müzik var. Bizim tarafta ise dinamit ve iş makinesi sesleri. Aramızda 5 metrelik Rezve Deresi var. Aynı bulutta ıslanıp, aynı kuşun sesini duyuyor, aynı suyu içiyoruz. Onlar geleceğe doğal varlıkları bırakırken bizler altınları, gümüşleri bırakacağız” sözleriyle yıkım politikalarına tepki gösterdi.

Ergene’yi besleyen derelerde bir süredir balık ölümleri görülmesi Trakya’da endişe yaratıyor. Durumdan tedirgin olan köy muhtarları, Kırklareli il genel meclis üyeleri ve sivil toplum örgütü temsilcileriyle birlikte yapılan incelemenin ardından ortak bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına, DAYKO Başkanı Nusret Türkan ile Kırklareli temsilcisi Göksal Çidem’in yanı sıra il genel meclisi üyeleri, meslek odası temsilcileri ve muhtarlar katıldı. Yöre halkında endişe yaratan balık ölümleri konusunda kamuoyunu bilgilendiren Kırklareli il genel meclisi üyesi Gürcan Kırım, gelen şikâyetler üzerine Lüleburgaz’ın Kayabeyli Köyü’ne gittiklerini belirterek, şöyle konuştu:

“Vatandaşın tarlasına ölü inekleri, buzağıları bir çukur açarak, gerekli tedbirleri almadan gömmüşler. Diğer taraftan üç büyük çiftliğin dışkı atıkları bir kanalda toplanarak Kayabeyli Köyü’nden Alacaoğlu Köyü Kayacık Deresi’ne bırakılmış. Beş yüz kilo ağırlığa sahip bir büyükbaş hayvanın ortalama günlük dışkısı 45 kilodur. Üç çiftlikte toplamda iki ila üç bin arası hayvan olduğu söylenmekte. Bu da Kayacık deresine günlük 90 ila 135 ton arası hayvan dışkısının salınması demek. Bu durum Kayacık deresinde binlerce balığın can çekişerek ölmesine, derenin suyunun kirlenmesine ve köyde ağır bir kokuya sebep olmuştur.”

BURADAN ‘PARAM VAR, KİRLETİYORUM’ SONUCUNA VARILIYOR

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün ilgili kanun uyarınca yalnızca tutanak tutarak para cezası kestiğini dile getiren Gürcan Kırım, buradan ‘param var, kirletiyorum’ sonucuna varılabildiğinin altını çizerek, “Otuz yıl önce Ergene Nehrinde can çekişen balıkları izledik ve bedelini hep birlikte can çekişe çekişe ödüyoruz. Bu kez 1982 Anayasasında belirtildiği gibi sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkımızı vatandaş olarak sonuna kadar savunacağız. Devlet kurumlarının da bir an önce gereğini yapmalarını bekliyoruz” dedi.

‘KÖPEKLER HAYVAN LEŞLERİNİ GÖMÜLDÜĞÜ YERDEN ÇIKARIYOR’

Kayabeyli Köyü Muhtarı Ali Çalışkan ise balık ölümlerinin uzun süredir devam ettiğini belirterek, “Savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Bütün yetkililere bu durumu aksettirdik. Çiftliklere gittiğimizde halen suların ve atıkların tarlalara ve kanallara aktığını, ölü hayvanların gömüldüğünü, bunları köpeklerin eşip çıkardığını tespit ettik. Vatandaşlar da bize gelip bu konudaki şikâyetlerini dile getirdiler. Bir an önce adli ve idari tedbirlerin uygulanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ YETKİLİLERİNE SUÇ DUYURUSU

Yöre halkının şikâyetlerinin ardından Kırklareli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkililerinin yalnızca bir çiftliği denetlemesine tepki gösteren köylüler, görevi ihmal iddiasıyla yetkililer hakkında suç duyurusunda bulundu. 

AYNI GÜN SINIRIN BİR YANINDA ŞENLİK, BİR YANINDA İSYAN VAR

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (DAYKO) Kırklareli Temsilcisi Göksal Çidem, “9 Mayıs günü Istrancaların öbür yakasında, Bulgaristan’ın Vizitsa Köyü’nde düzenlenen orman gülü (Zelenica) festivaline katıldım. Vizitsa Köyü’nden Türkiye görünüyor. Aramızda yalnızca 5 metrelik Rezve Deresi var. Bir tarafta davul ve gayda sesleri, dans, müzik var. Bizim tarafta ise dinamit ve iş makinesi sesleri. Aynı bulutta ıslanıp, aynı kuşun sesini duyuyor, aynı suyu içiyoruz. Komşuda festivaller, bizde madenler, fabrikalar, hayvan çiftlikleri, RES’ler. Karşıda korumak için kamu yararı var. Bizde ise kullanmak için. Onlar geleceğe doğal varlıkları bırakırken bizler altınları, gümüşleri bırakacağız. Yaşamı yok ettiğimiz sürece bırakacak başka bir şey yok. Yaşam olmayınca elde kalanlar da bir işe yaramayacak” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

 BAKANLIK MİLYARLAR HARCAYIP ERGENEYİ KORUMA PROJESİ YAPTI AMA

Yıllardır endüstriyel atıklarla boğuşan Trakya’nın şimdi de devasa hayvan çiftliklerinin atıklarıyla kirletilmesi tepki çekiyor. Istrancaların güneyinde bulunan ve Ergene Nehrini besleyen derelerde geçtiğimiz yıllarda yaşanan kirlilik kaynaklı balık ölümlerine, şimdi de Kayacık Deresi’nin hayvansal atıklarla kirletilmesi eklendi. Orman ve Su İşleri Bakanlığı büyük maddi kaynaklar ayırarak Ergene Havzası’nda koruma eylem planı hazırladı. Ancak Ergene’yi besleyen derelerin bu denli kaderine terk edilmesi kaynak israfını akıllara getiriyor.