Alman Çevre Vakfı'nın (DBU) bir projesi olan elektronik atıklar (e-atık) hakkında bilgi almak üzere iki partner okul, Özel Alev Okulları ile Gymnasium Bad Iburg, Almanya'nın Osnabrück kentinde bir araya geldi.

Elektronik atıklar evsel ve endüstriyel atık akışının en hızlı büyüyen segmenti olup, kırılmış, hasar görmüş, demode olmuş veya kullanım ömrünü tamamlamış, ağır metaller ile organik kirleticilerin bilinen en büyük kaynaklarından biri olan elektronik eşyaların genel bir ifadesi. Evsel katı atıkların yüzde 2-yüzde 5' ini oluştururlar. Televizyon, bilgisayar, merkezi işletim sistemleri, kablosuz iletişim araçları, ses ve görüntü kayıt cihazları, cep telefonları, kopyalama ekipmanları, x-ray cihazları, mikrodalga cihazlar, diğer beyaz eşya grubundaki ürünler, küçük ev aletleri, otomatlar gibi birçok türde ürünler bu gruba girmektedir.

Teknolojideki hızlı gelişme ile ihtiyaca bağlı yeni özellikler yönündeki taleplerin artışı, istenmeyen e-atıkların miktarını doğru orantılı olarak arttırır. Daha güçlü makineleri daha düşük maliyetler ile elde etme hedefi kullanım sürelerini düşürerek, sık değiştirilmelerine neden olmaktadır. İkinci el kullanımındaki ekonomik değer ise ters orantılı olarak düşer.

DBU'da Bölüm Başkan Yardımcısı ve Çevre İletişim Sorumlusu Dr. Thomas Pyhel, e-atıkların yüzde 95'inin fabrikalarda yeniden kullanılabileceğini yani geri dönüştürülebileceğini anlattı. Dr.Pyhel: “Atık fabrikalarının varlığından haberi olmayanlar, atıkları yanlış değerlendirenlerdir” diyor.

Dönüştür Kullan

Bazı Alman firmaları geri dönüşümü daha kolay aktarmak için akıllı telefonlara ücretsiz indirilen uygulamalar yapmış. Aklımıza Almanya'da sokakta konuştuğumuz genç adam geliyor. Telefonunu değiştirme sebebini sadece artık yeterince memnun kalmamasına bağlıyordu. Osnabrück doğasının içindeki Çevre Vakfı en temel anlamda aslında insanları bilinçlendirmeyi hedeflemiş. Toplantı sırasında elektronik atıklardan söz ederken Alman bir firmanın temsilcisi Rademacher geliyor. Bizlere, elektro-çöp olarak gördüğümüz gereçlerin yeni bir cihaz olma potansiyeline sahip olduğunu anlatıyor. Meraklandığımızı görünce daha hevesli anlatıyor Rademacher: “Geri dönüşüm, var oluşumdur.” ilkesine dayanarak yaptıkları çalışmalardan bahsediyor.

Almanya’nın e-atık projelerine destek olduğunu çıkarılan yasalardan da anlayabiliyoruz. Aslında elektronik aletleri aldığımızda geri dönüşümü için de bir miktar para ödemiş oluyoruz. İnsanlar bu konu hakkında bilgi sahibi olmadığı için atıkların değerini bilmiyor. Bu konuda daha kolay bir şekilde bilgi yaymak ve bilgi paylaşımı yapmak için bir Alman firmanın e-atıklar için akıllı telefonlara indirilen bir uygulama yaptığını öğreniyoruz. Uygulamada amaç insanları, en yakın elektronik atık toplama merkezine yönlendirmek. Uygulamayı indirmek ücretsiz. Hatta program internetten indirildikçe kendi masrafını karşılıyor.

Sosyal Medya Geri Dönüşümü Tanıtır Mı?

DBU ile ortak çalışan Hellmann şirketi, halkı çevrecilikle ilgili yasalar konusunda bilinçlendirmeyi hedefleyen bir kuruluş. Marion Rademacher ise bu şirkette halkla ilişkilerden ve şirketin sosyal medyada tanıtımından, yani düzenledikleri internet kampanyalarından sorumlu. Herkesin hayatında ufak değişiklikler yaparak çevrenin korunmasına katkı sağlayabileceğini iddia eden Marion Rademacher, günümüz teknolojisi sayesinde amaçladığı geniş kitleye kolaylıkla ulaşabiliyor.

Çöpe Atma, Dönüşüme Yolla

Şu an hayatı kolaylaştıran unsurlardan ilki nedir? Yanıtları duyar gibiyiz fakat biri de teknoloji! Bilim ve teknolojinin hızla gelişmesi teknoloji ürünlerini hayatımızın odak noktası haline getirdi. Bu yüzden özellikle gelişmiş toplumlarda kişi başına düşen e-atık miktarı giderek artıyor. Peki ömrü biten, artık kullanmadığımız aletleri ne yapmalıyız? Çöpe atılan elektronik aletler örneğin Gana gibi ülkelere götürülüp ilkel biçimde ayrıştırılıp yakılıyor. Yaşamını sürdürmek için orada çalışan insanlar hayatlarını riske atıyor. Aynı zamanda çevreye yayılan zehirli gazlar doğayı dolayısıyla insan sağlığını da tehlikeye atıyor. E-atıkları çöpe atmak yerine geri dönüştürecek kurumlara ulaştırmak en azından şimdilik bir çare olmasa da çözümü düşünmeye başlamak için adım olabilir.

 

Kaynak: Birgün