Tanpınar'ın İstanbul'u bir meyve bahçesi, tılsımlı memba sularıyla bir hayat kaynağıydı... Mimarinin saltanatıydı ve o saltanatla rekabet edebilecek tek şey ağaçlardı. Boşlukta yüzen kubbelerin, masal gemisi camilerin, içinde yaşayan herkesin biraz şair olduğu şehirdi. Bir faninin kalbinden daha hızlı değişti. Magma, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın izinde, İstanbul'un yitip giden değerlerini aradı.  
 
İstanbul beni bırakma.