Saadet Özen / Çevirmen, Tarihçi: Kent hayatı, en temel fiziki ihtiyaçlar, en doğal zevkler için insanı aracılara muhtaç kılan, kendine has bir yaşam ortamı. Beslenme gibi, en olmazsa olmaz ihtiyaçların bile aracılar olmadan giderilmesi olanaksız. Birey, daimi bir alıcıya dönüşüyor ve bu bir unutkanlık yaratıyor: İster ekmek, ister müzik, ister bina; bunların hiçbirinin yaşam zincirini baştan sona takip etmek mümkün değil. Bu zincirlerin hayat bulduğu, yaşadığı ortamlar da giderek hafızadan siliniyor. Sonuç olarak kent, kendi dışında hiçbir olasılık bırakmıyor. Magma için birkaç yazı yazma fırsatım oldu ama esas olarak okuruyum. Her iki durumda da Magma bana bu olasılıkları hatırlattı. Gitmek, tanık olmak, tecrübe etmek için başka olasılıklar. Bireysel illüzyonların dışına çıkmak için yollar. Daha nice sayılarda, bu olasılıkları ve yollara hatırlatmasını dilerim.