İstanbul’un Silivri, Büyükçekmece, Çatalca, Arnavutköy, Kadıköy ve Üsküdar gibi bazı ilçeleri, 29 Eylül’de beyaza büründü. Nedeniyse sonbaharın ilk demlerinde bir anda başlayan dolu yağışıydı. Sağanak ve dolu yağışı sebebiyle sokaklarda su birikintileri oluştu. 2017 yazında da böylesine bir doluyla karşı karşıya kalan İstanbul’da deniz ulaşımı felç olmuş, Atatürk Havalimanı’ndaki uçuşlar sonlandırılmıştı. Peki, bütün bunlar yalnızca meteorolojik olaylar mı yoksa iklim değişikliğini bize önceden fısıldayan göstergeler mi? Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz açıklıyor: “İçinde bulunduğumuz iklim krizi nedeniyle aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddetinde artış göreceğimizi bilim bize yıllardır söylüyordu. İstanbul'da görülen ve herkesi dehşete düşüren dolunun bir benzerine çok yakın zamanda tanıklık etmiştik. Son yıllarda kaç tane şiddetli ve bizi şaşırtan yağış gördüğümüzü artık hatırlamıyoruz. Artık herkes iklimin değiştiğini fark ediyor.”

İstanbul’da Dolu: Herkes İklimin Değiştiğinin Farkında 1

“Başka bir ekonomik sistem mümkün”

Şehirlerin iklim krizi kaynaklı felaketlerin üstesinden gelip gelemeyeceği ise meçhul: “Kentlerimiz alıştığımız yağışlarda bile altyapı sorunlarıyla karşı karşıya kalırken daha şiddetli ve sık gördüğümüz bu yağışlara nasıl yanıt verecek? Bu sorunun yanıtı ne yazık ki yok. Asıl konu ise bizim ne yapacağımız. İklim krizini destekleyen kömür, petrol ve doğalgaza dayalı fosil yakıtlara dayalı bu ekonomik sistemi sürdürmekte ısrar mı edeceğiz? Diyelim edeceğiz, buna gücümüz var mı? Can kayıplarının olmayacağını varsaysak bile kentlerimizi sil baştan yeniden yapmamız gerekecek. Nasıl yapacağız? Ya da daha mantıklı davranıp, çözümü sorunun kaynağında arayacağız. Henüz vakit varken fosil yakıt ekonomisinden güneş temelli bir ekonomik modele geçeceğiz.”

Özgür Gürbüz, halihazırdaki iklim politikalarını eleştirerek yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini vurguluyor: “Tüketimi azaltıp gerçekten gerekli enerji ihtiyacını da yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayan başka bir ekonomik sistem kurmak mümkün ve biz bunu çok hızlı bir şekilde yapabiliriz. İstihdam ve mutluluk kaybı olmadan bu gerçekleşebilir. Yapmamız gereken bu mesajı siyasetçilere, bizi yönetenlere en net biçimde iletmek ve daha mutlu olacağımız başka bir yaşam tarzına geçişi hızlandırmak.’’


"Polatlı: Felaketten Çok Daha Fazlası" haberini okumak için buraya tıklayın.