Geçtiğimiz Mayıs ayında, Kazakistan’da, yalnızca bozkırda yaşayan ve nesli ciddi tehlike altındaki bir antilop türü olan saygaların toplu ölümleri dünyada büyük üzüntü yaratmıştı. Yalnızca Kazakistan, Rusya ve Moğolistan’da yaşayan sayga antilopları, bütüncül bozkır ekosistemi açısından önemli yere sahip. İlk önceleri durumun ciddiyetini tam anlayamayan bilim insanları, bu olayı olağan ölümler şeklinde değerlendirdi. Ancak ilerleyen zamanda, yine beklenmedik şekilde, dört gün içerisinde 60 bin sayga daha öldü. Önceki gizemli kayıplar hesaba katıldığında ülkedeki sayga nüfusunun neredeyse yarısının öldüğü tahmin ediliyor. Magma, Kazakistan’da saygaların ölümlerini araştıran yetkililere ulaştı.

Ölümlerden bir bakterinin sorumlu olduğunu düşünen bilim insanları, salgının bu denli hızlı ve etkili biçimde nasıl yayıldığı konusunda hâlâ şaşkın. Bölgede Altın Dala Koruma Projesi’nin koordinatörü Steffen Zuther, Magma’ya yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Geçmiş yıllarda da toplu sayga ölümleri gerçekleşti. Ancak ölümlerin böylesine geniş kapsamlı ve hızlı şekilde olması gerçekten daha önce hiç duyulmuş bir şey değil. Ayrıca daha önce hiçbir türde böyle bir olaya rastlanmadı.”

Daha önceki yıllarda daha küçük ölçekli toplu ölümler olmuştu ancak veterinerler hayvanlar öldükten çok sonra vücutlara ulaşabildikleri için ölümlerin nedenini analiz edememişti. Oysa bu son ölümler, bilim insanları arazideyken gerçekleşti, hayvanlar can verirken gözlemlenebildi. Dolayısıyla çevreden, yakındaki sulardan ve sayga antiloplarından incelenmek üzere çeşitli örnek parçalar alınabildi.

Küçük yavrulara sahip annelerin daha önce ölmesi, ardından yavrularının can vermesi üzerine şu yargıya varıldı: Henüz yeşillik yiyemeyen ve sadece anne sütüyle beslenen yavrulara bakteri anne sütüyle geçti.

Doku örnekleri gösterdi ki Pasteurella ve Clostridia bakterileri tarafından üretilen toksinler, hayvanların organlarında kanamaya sebep oluyordu. Ancak bilim insanları, Pasteurella bakterisinin sayga antilobu gibi hayvanlarda zaten her zaman bulunduğunu, hayvanın bağışıklık sistemi düşmedikçe zarar vermediğini de söylüyor. Zuther, bu durumun, ani ve toplu ölümlerin nedenini açıklamaya hâlâ yetmediğini belirtiyor.

Ölümlerin gizemini bir türlü çözemeyen araştırmacılar başka olasılıklar üzerinde de duruyor. Uzun, soğuk kışın ardından bol yağışlı bir ilkbahar yaşanmıştı, bu da çok fazla yeşilliğin çıkmasına, birikmiş suların yerde uzun süre kalmasına neden oldu. İşte bu sular, bakterinin hızla yayılmasına sebep olmuş olabilir. Zuther şöyle devam etti: “Tam nedenini bulmadan bir şey söylemek çok zor. Sebebini bulursak bu toplu ölümleri belki ileride engelleyebiliriz.”