WWF ve Londra Zooloji Derneği’nin iki senelik periyotlarla hazırladıkları Yaşayan Gezegen serisinin 2020 raporu yayımlandı. Rapora göre, son 50 senede dünya genelinde memeli, kuş, çift yaşamlı, sürüngen ve balık popülasyonları ortalama üçte iki oranında azaldı. COVID-19’da da gördüğümüz gibi dünyamızın salgınlara karşı kırılganlığını artıran doğa tahribatı ve yaban hayvanlarının ticareti gibi etkenler popülasyonlardaki azalmanın arkasındaki başlıca nedenler.

Biyolojik Çeşitlilik İçin Zaman Daralıyor 1

Akyatan yavru yeşil deniz kaplumbağası. Fotoğraf: Emre Soysal/WWF Türkiye

Tatlı su habitatlarında bulunan yaban hayat popülasyonu ise %84’lük bir kayıpla karşı karşıya. Bu orana göre her sene popülasyonlarının %4’ü yok oluyor ki bu habitat türünde görülen en keskin düşüş. Çin’in Yangtze Nehri’nde yumurtlama döneminde mersin balıkları, akarsuyun üstüne konumlandırılan baraj nedeniyle 1982-2015 yılları arasında %97 azalmış durumda.

Tehlike Çanları Anadolu İçin Çalıyor

Türkiye’de de doğal alanları ve tür popülasyonları hızla kaybediyoruz. Rapora göre;

- Ereğli, Hotamış Sazlıkları, Seyfe, Tersakan ve Eşmekaya gibi pek çok göl son 20 senede kurudu.

- Tuz Gölü, Beyşehir, Eğirdir, Akşehir, Burdur, Eber ve Kulu Gölü de kuruma tehlikesiyle karşı karşıya.

- Büyük Menderes, Gediz ve Ergene her geçen gün çevre kirliliğinin kurbanı oluyor ve giderek doğal yaşam için elverişsiz konuma geliyor.

- Biyoçeşitlilik açısından bir cennet olan bozkır ekosistemleriyse erozyon ve aşırı otlatma tehlikesiyle boğuşuyor.

Biyolojik Çeşitlilik İçin Zaman Daralıyor 2

En küçük nilüfer. Fotoğraf: Andrew McRobb

“Son 50 yılda ortalama %68'lik bir düşüş felaket demek ve insan faaliyetlerinin doğal dünyaya verdiği zararın açık bir kanıtı.’’

WWF Küresel Direktörü Marco Lambertini “Küresel bir salgının ortasında olduğumuzu bilerek, on yıl içinde biyolojik çeşitlilik ve yaban hayatı kayıplarını durdurmak ve gidişatı tersine çevirmek için eşi görülmemiş ortak bir hareket başlatmamız gerekiyor. Zamanımız daralıyor. Geleceğimizi, sağlığımızı ve kaynaklarımızı koruma altına almak, her dakika daha büyük önem kazanıyor” diyor.

Londra Zooloji Derneği Doğa Koruma Direktörü Andew Terry, Yaşayan Gezegen Endeksi’nin küresel biyoçeşitliliği ölçen en kapsamlı araçlardan biri olduğunu belirterek “Son 50 yılda ortalama %68'lik bir düşüş felaket demek ve insan faaliyetlerinin doğal dünyaya verdiği zararın açık bir kanıtı. Eğer bu şekilde devam edersek popülasyonlar azalmaya devam edecek, doğal hayat yok olmaya sürüklenecek ve hepimizin bağlı olduğu ekosistemlerin bütünlüğü tehlikeye girecek. Öte yandan, koruma çalışmalarının işe yaradığını ve türlerin yok olmanın eşiğinden geri döndürülebileceğini de biliyoruz. Kararlılık, yatırım ve uzmanlık ile bu gidişat tersine çevrilebilir” dedi. Terry tehlikenin altını çizerek acilen harekete geçilmesi çağrısında bulunuyor.

Raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Biyolojik Çeşitlilik İçin Zaman Daralıyor 3

Genç Karayip manatisi. Fotoğraf: Alex Mustard/WWF