Tarih, sadece taşların ve toprak altındaki hazinelerin değil; anlatıların, efsanelerin ve deniz aşırı kurulan köprülerin de tarihidir. Anadolu ile İtalya yarımadaları arasındaki bu görünmez köprü, şimdi arkeolojinin ve sanatın gücüyle somut bir hale bürünüyor. Türkiye, kültürel mirasını dünya sahnesine taşıma vizyonunun en yeni ve belki de en anlamlı adımını atmaya hazırlanıyor: Troya, Roma’ya gidiyor.

Daha önce Kolezyum’da (Colosseum) gerçekleştirilen ve büyük yankı uyandıran Göbeklitepe ve Magna Mater sergilerinin ardından, Türkiye ve İtalya arasındaki kültürel diplomasi, mitolojik bir kavuşmaya sahne olacak. Roma’nın efsanevi kurucusu Aeneas’ın anavatanı olan Troya’nın hazineleri, 2026 yılında Roma İmparatorluğu’nun kalbi Kolezyum Arkeopark Alanı’nda sergilenecek.

Troya, 2026'da Roma'nın Kalbi Kolezyum'da 1


Smintheion Savaşçısı; Gülpınar’daki Apollon Smintheus Tapınağı’ndan günümüze ulaşan ve MÖ 2. yüzyıla tarihlenen bu figürlü sütun başlığı, İlyada Destanı’nı mimarisinde anlatan tek tapınak örneğinin nadide bir parçası. Troya Müzesi’nde sergilenen eserde; miğferi ve zırhıyla betimlenen savaşçı figürü, Helenistik Dönem ustalarının taşı nasıl destansı bir anlatı aracına dönüştürdüğünü gözler önüne serer.

İki Yarımada, Tek Hikâye

Troya Sergisi’ne ilişkin karar, Eylül ayında Roma’da, Aralık ayında ise Ankara’da gerçekleştirilen ikili görüşmeler sonucunda netleşti. Sürecin somut adımı olarak 11 Aralık’ta karşılıklı niyet beyanı imzalandı.

Serginin kürasyonu, sıradan bir arkeolojik gösterimden çok daha fazlasını vaat ediyor. Başta ödüllü Troya Müzesi olmak üzere, Türkiye ve İtalya müzelerinin en nadide parçaları bu anlatı için bir araya getirilecek. Homeros’un dizelerinden süzülen, savaşın, kahramanlığın ve yeniden doğuşun çok katmanlı öyküsü, uluslararası izleyiciyle en görkemli sahnede buluşacak.

Troya, 2026'da Roma'nın Kalbi Kolezyum'da 2

Troya Müzesi’nin zemininde yeniden hayat bulan bu Geç Roma Dönemi mozaiği, annesi Thetis’in, oğlu Aşil’i (Akhilleus) ölümsüz kılmak için Styx Nehri’ne daldırdığı o kader anını resmeder. Mozaiğin taşlarında donup kalan bu sahnede Thetis, oğlunu topuğundan tutarak suya batırırken, farkında olmadan savaşın kaderini değiştirecek olan "Aşil topuğu" efsanesini de yazmaktadır.

Taşların Hafızasına Müziğin Gücü Eşlik Edecek

Troya’nın Roma çıkarması sadece vitrinlerle sınırlı kalmayacak. Sergiye, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Troya Operası eşlik edecek. Troya; hem arkeolojik hem de sanatsal boyutuyla, medeniyetler beşiği Anadolu’nun sesini bir kez daha Akdeniz’in karşı kıyısına taşıyacak.

TROYA ÖREN YERİ

Çanakkale ili sınırlarında, Kaz Dağı eteklerinde yer alan Troya, 1996 yılında Millî Park ilan edilmiş ve 1998 yılında da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmişti. Troya Ören Yeri

Farklı dönemlere ait 10 farklı kent katmanı tespit edilen, karmaşık ve zengin bir arkeolojik yapıya sahip Troya’daki en eski yerleşimler M.Ö. 3 binli yıllara kadar uzanmaktadır. M.S. 500’lere kadar kesintisiz yerleşim bulunan bu eşsiz alan bölge sakinlerinin o dönemde Ege Denizi’nden çıkarak Karadeniz’e uzanan tüm ticareti kontrol edebilmelerini sağlamıştır.

Troya, Avrupa medeniyetinin erken gelişimini anlamada önemli bir şehirdir. Homeros’un İlyada adlı eserine ve yaratıcı sanata olan katkılarından dolayı da kültürel bir önem taşımaktadır.

Çanakkale ili sınırlarında, Kaz Dağı eteklerinde yer alan Troya, 1996 yılında Millî Park ilan edilmiş ve 1998 yılında da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir.

Halk arasında daha çok Truva Atı ile tanınan Troya Antik Kenti, Çanakkale’nin Merkez ilçesine bağlı Tevfikiye Köyü’nün batısında yer alır.