Yaşamı üreten ve aynı zamanda yaşamsal olarak vazgeçilmez olan kadının emeği su, hava, güneş gibi “bedava” olarak görülüyor. Sürekli ev işi yapan, fiziksel ve duygusal emek harcayan kadınlar “ev kadını” olarak nitelendiriliyor; yaptıkları iş tanımı içerisinde yer almayarak yasalarla korunmuyor. Yani eşitsizlik evde başlıyor. Oysa kadınların görünmeyen emeği ailenin günlük yaşamının sürdürülebilirliğini sağlıyor. Yılgör ve Başterzi’nin araştırmasında çarpıcı rakamlar var.

• Türkiye’de çalışan kadınların oranı %26,7.

• Toplam kadın emeğinin %47’sini ücretsiz ev içi hizmet oluşturuyor.

• Türkiye’deki toplam emeğin 7 saat 39 dakikasını ücretsiz ev içi hizmet oluşturuyor.

• Kadınlar ücretsiz ev içi hizmete erkeklere oranla günde 4 kat fazla zaman ayırıyor (kadınlar 6 saat 11 dakika; erkekler 1 saat 28 dakika). Dünya genelinde bu rakam 2,5 kat.

• Türkiye’de çalışan kadınlar hane halkına ve ev bakımına 4 saat 3 dakika zaman ayırırken erkek çalışanlar yalnızca 43 dakika ayırıyor.

• Türkiye’deki toplam emeğin %55’i kadın, %45’i erkeklere ait. Toplam emeğin %47’sini kadınların ücretsiz emeği oluştururken yalnızca %11’lik kısmı ücretsiz erkek emeği.

• Dünyadaki (ücretli ve ücretsiz) toplam emeğin %52'sini kadın emeği oluşturuyor. Bu oran Türkiye’deyse %55,21'e denk geliyor.

• 0-3 yaş arasında çocuğu olan çalışan kadınların oranı %17, 3-5 yaş arasında çocuğu olan çalışan kadınların oranı %21.