Eski çağlardan beri insanoğlu geleceği öğrenmeyi merak etmiştir; bundan dolayıdır ki fal ve kehanet kavramlarıyla en eski kültürlerden en gelişmiş uygarlıklara kadar her toplumda karşılaşmak mümkün. Anadolu’nun eski uygarlıklarından Hititler de falı günlük yaşamlarının hemen hemen her alanına uygulamıştı. MÖ 2. binyılda bu coğrafyada yaşamış ve büyük bir uygarlık kurmuş Hititler, çoktanrılı bir inanışa (politeist) sahipti. Tanrılarını insan şeklinde düşünüyorlardı. İnanç sistemlerine göre Hitit tanrıları yer, içer, evlenir, öfkelenir, savaşır ve kızarlardı.

Hititler, insanların başlarına gelen bütün felaketlerden, hastalıklardan, salgınlardan da tanrıları sorumlu tutar fakat bu felaketlerden de tanrılarını hoşnut ederek kurtulacaklarına inanırlardı. İşte, bundan dolayı da Hititler, tanrılarının isteklerini ve öfkelerinin nedenlerini öğrenmek için fala başvururlardı. Bunun için de fal rahipleri tarafından oluşturulan bir ekip vardı. Bu ekip araştırmalar yapıp sorular sorarak gerçeği ortaya çıkarmak için büyük titizlikle çalışırdı. Fal rahiplerine ifade veren kişilerse yalan söylediklerinde tanrıların gazabına uğramaktan korktukları için her zaman doğruyu söylerdi. Sözlerin doğruluğundan emin olmak için de karşı sorular yöneltilirdi ve yapılan tüm bu çalışmalar kayıt altına alınırdı. İşte biz bu kayıtlardan, başka yerlerden öğrenemeyeceğimiz hırsızlık, faili meçhul cinayetler, kraliyet ailesi üyelerinin entrikaları, cinsel suçlar, kralın ordusuyla birlikte kışlayacağı yerler, tanrı heykellerinin tahrip edilmesi ve kralın planlamış olduğu askeri seferler gibi birçok olayı öğrenmekteyiz.

Hititlerde yalnızca kralın fal baktırdığı düşünülmektedir. Peki bu kadar büyük bir devleti yöneten güçlü insanlar devlet işlerinin dışında hangi konularda fal baktırırdı? Tabii ki “ölüm korkusu”. Hitit krallarının ne zaman öleceklerini fal aracılığıyla öğrenmeye çalıştıklarını bu metinlerden biliyoruz. Yine adı geçen metinlerde hasta kralların, tedavi yöntemlerinin nasıl olması gerektiğini de fal baktırarak öğrenmeye çalıştıklarını görüyoruz. Ayrıca bu veriler insanoğlunun her çağda ölümden korktuğunu gösteriyor.

Hitit fal metinlerinden anlaşıldığına göre Hititlerin fallarını uygulama yöntemleri genellikle aynıdır. Fal konusu tespit edildikten sonra sorular sorulur; falın sonucuysa olumlu SIG5 ya da olumsuz NU.SIG5 olarak kaydedilir. Eğer falın sonucu olumsuzsa başka sorularla fala devam edilir.

Hititlerin günlük yaşamlarının, büyük bir kısmında uyguladıkları, talih falı, kuş falı, Hurri Kuşu falı, et falı ve yılan falı adlarını verdikleri fal yöntemleri vardı. Bu falları sırasıyla Hitit çiviyazısıyla yazılmış metinlerden pasajlar vererek inceleyelim.

Talih Falı (Kın: Kin)

Eski Hitit Dönemi’nden itibaren kullanılmış olan bu fala nasıl bakıldığını tam olarak bilemiyoruz. Muhtemelen zar veya bakla tanelerinin birleşimi kullanılmıştır. Savaş, kral, düşman, askerler, kan, iyilik, kötülük, hastalık, çok sayıda tanrı, silah, veba salgını, öfke, ruh, taht, ateş, yıl ve barış falda yer alan kavramlardan yalnızca birkaçıdır. Faldaki oyun taşları iyi ve kötü olarak iki gruba ayrılır. İyiler çoğunluktaysa sonuç olumlu bir başka deyişle evet, kötüler çoğunluktaysa sonuç olumsuz yani hayır olarak yorumlanırdı. Falın MUNUSŠU.GI (yaşlı kadın: MUNUS ŞU.GI) tarafından yürütüldüğünü, bir başka deyişle fala bakan kişinin yaşlı kadın olduğunu Hitit çiviyazısı metinlerinden görebiliyoruz. Anadolu kökenli olan talih falı sorusuna örnek olarak bu pasajı verebiliriz: “Kral ve kraliçe kışı Ankuva şehrinde geçirmek istiyor. (Ey Tanrılar) Ankuva’yı uygun buluyorsanız kral ve kraliçenin başı için her şey mutlaka iyi olacaksa, talih falının sonucu evet olsun!” Bu fala verebileceğimiz bir başka örnek: “Yaşlı kadının fal sorusu: Talih falı olumlu çıksın.

Gökyüzünün Güneş Tanrısı kalktı. Koyu kanı aldı; tekrar tahta verdi. İkinci günde tanrı tüm nefsi yaşamı aldı: Onlar Kader Tanrıçası’na verilmiştir. Fal olumlu.”

En Eski Kâhinler: Hitit Falcıları 1

Hititlerdeki fal türlerinden biridir et falı; fal için kesilen hayvanların iç organları yoluyla bakılırdı. Alacahöyük’ten bir kabartmada hayvanlar resmedilmiş.

Kuş Falı

Anadolu kökenli kuş falı (MUŠEN: Muşen) Hititlerin en çok kullandığı fallardandı. Bu fal türünde özel olarak yetiştirilen fal kuşları kullanılırdı. Hitit metinlerinden, fal kuşlarının göçmen kuşları olduğunu ve bunların sayılarının kırkın üzerinde olduğunu öğreniyoruz. Ancak bu kuşların yanı sıra kartalların da fal kuşları arasında olduğunu yine metinlerden biliyoruz. Hitit fal metinlerinden bu falın LÚMUŠEN. DÙ (LU MUŞEN DU: Kuş uçuşunu izleyen kişi, fal esnasında, kahin) veya LÚIGI.MUŠEN (LU IGI MUŞEN: Kuş bakıcısı, kahin) tarafından uygulandığını öğrenmekteyiz. Falın uygulama şekline gelecek olursak: Kuş bakıcıları, kuşların konakladıkları, dağ, ırmak gibi yerlere giderek kuşların hareketlerini izlemiştir. Kuşların uçuşları, havalanmaları, havada karşılaşmaları, yere konmaları, gözlem alanının belirli bir yerine gidip gelmeleri, gagaları ve kanat çırpmaları bu hareketlerden yalnızca birkaçıdır. Falın sonuçları krala mektup veya habercilerle bildirilirdi. Bu fal türüne ait teknik terimler de vardır. Ancak bu terimlerin anlamlarını henüz tam olarak bilemiyoruz. Bu falı Hititlerin uyguladıkları diğer fallardan ayıran en önemli özellik uygulayan kişinin adının; falın sonunda belirtilmesi. Anadolu kökenli olan yani tamamen yerli olan bu kuş falının Etrüskler aracılığıyla da İtalya’ya kadar yayıldığı biliniyor. Hitit metinlerden kuş falına örnek olarak aşağıdaki pasajı verebiliriz: “Majesteleri seferden geri döndüklerinde tanrıların ayinlerini kutlayacaktır. Kral ve kraliçe Hattuşa’da kışlayacaklar; kral ve kraliçe, Halep kenti Fırtına Tanrısı’nın Şimşek Bayramı’nı orada Hattuşa’da kutlayacaklardır. (Ayrıca) Yıl Bayramı’nı da orada kutlamak istiyorlar. Bereket kuşlarını orada toplayacaklar. Çiğdem vakti geldiğinde, tanrılara çiğdem (çiçeği) koyacaklar. Ey tanrılar! Hattuşa kentini, kral ve kraliçe için Halep kentinin Fırtına Tanrısı’nın (Fırtına Bayramı’nı kutlamak ve) kışı geçirmek için kayıtsız şartsız uygun buluyorsanız, kral ve kraliçenin başına gelebilecek ölüm (veya) ciddi hastalıktan endişe etmememiz gerekiyorsa (ve) eğer kötülük ta oraya kadar yayılmayacaksa, ey tanrılar, Hattuşa’yı kral ve kraliçe için Halep kenti Fırtına Tanrısı’nın (Fırtına Bayramı’nı kutlamak üzere) kışlamaları için uygun buluyorsanız, (bu durumu) üçüncü günün büyü kuşları tespit etsinler. Kartal kalkıp uçtu; gagasını ileriye doğru tutuyor. Harrani kuşu (ise) yerde ve gagasını ters çevirmiş. Aliliya kuşu iyi parselden çıktı ve öteye doğru gitti. Arşintati kuşu uçarak yolun ötesine (geçti). Aramnanza kuşu öte tarafa doğru geçti. İkinci günde zaurlitinzi kuşu ...’den kartal ise ön taraftan iyi parselden geldi ve gitti. Bir tilki koşarak öteye doğru, yolun öte tarafına geçti gitti. Üçüncü günde aliliya kuşu öte tarafa doğru gitti; ama kartal dolaşmakta, gagası öteye dönük. Bir büyü yaptık aliliya kuşu iyi parselden çıktı ve gitti. Pattarpahi kuşu dolaşmakta, arrarani kuşu yolun ötesinde kanat çırparak öte tarafa gitti. (Kuş falcıları) piyatarhu ve GE6.ŠEŠ şöyle (yorumlarlar): (Kuşlar) olumlu işaret verdiler!”

Sonucunun tam olarak olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğu tespit edilemeyen yine bir başka kuş falı: “Kuş bakıcısının fal sorusu: Aynı (daha önce yapılmış faldaki gibi). Kuşlar falla saptansınlar. Huşa kuşunun TAR-uan hareketini gördük ve o iyice öne geldi. Ve o iki defa gitti. Şaluvaya kuşunu kıyı boyunca gördük. Onlar tekrar iyice yükseldiler ve uzaklaştılar; fal ile belirlendi.”

Burada hemen belirtmek gerekirse metinde geçen kuşların türünü bilemiyoruz. Fal sorusunu da ne yazık ki öğrenemiyoruz.

Hurri Kuşu Falı

Üçüncüsü ise Hitit metinlerinde MUŠEN HURRI (muşen hurri) olarak geçen hurri kuşu falıdır. Hitit metinlerinde LÚHAL (LU HAL) veya LÚAZU (LU AZU) olarak geçen kahin tarafından uygulanan bu fal, MUŠEN HURRI (muşen hurri) denilen kuş türüyle yapılırdı. Bu falda kahinler yakaladıkları hurri kuşlarının iç organlarına bakıyorlardı. Hurri kuşunun ise bugün toy kuşu olduğu düşünülüyor. Hurri kökenli olan MUŠEN HURRI (muşen hurri) falının Mari metinlerinde de geçmesinden dolayı kökeninin Suriye olduğu sanılıyor. Dolayısıyla Hititler bu fal türünü eski Yakındoğu’nun gizemli bir uygarlığı olan Hurrilerden almışlardı. Belirtelim ki bu fal kuş falıyla karıştırılmamalı.

En Eski Kâhinler: Hitit Falcıları 2

Et falında, koyunun karaciğerindeki girinti - çıkıntılarla bağırsak kıvrımları incelenir ve olumlu ya da olumsuz sonuçlara varılırdı.

Et Falı

Bir başka fal türü et falıdır. Bu fal, fal amacıyla kesilen hayvanların iç organlarına bakılarak yapılırdı. Koyunun karaciğerindeki girintiler - çıkıntılarla bağırsak kıvrımları incelenirdi. Anlaşılması güç olan bu falda kısaltmalar oldukça fazladır. Bu kısaltmalar kelimelerin ilk heceleriyle yapılmıştır. Hititler bu falı Hurrilerden almışlardır, Hurriler ise Babillerden... Bu nedenle falın terminolojisinin çoğu Babil kökenlidir. Hititler, bu falda, gelecekte hangi olayların olacağını öğrenmek değil de daha çok sordukları soruların karşılığını bulmayı amaçlamıştır. Çorum’un 82 kilometre güneybatısında bulunan Hititlerin başkenti Boğazköy’de kilden yapılmış karaciğer modelleri bulunmuştur. Bu kil modellerin öğretim amacıyla kullanıldığı düşünülüyor. Et falına örnek verecek olursak: “Majesteleri bu sene kışı Hattuşa’da geçirmek istiyor. Eğer majesteleri yukarıda Hattuşa’da (ikamet ettiği sürece), majestelerinin elinden çıkabilecek bir günahtan korkmamızı gerektiren bir şey yoksa et falı iyi olsun”.

Bu fala terimleri ve kısaltmalarıyla birlikte vereceğimiz bir başka örnek: “Fal bakıcısının sorusu (şöyledir): Birinci et falı olumsuz olsun; sonraki olumlu olsun. İlk ciğerin kalınlaşmış bölümü yukarı baktı: Olumsuz. Sonraki ciğerin ni, şi, ki ve yolunun sol tarafında bir bere var; GAR içine büzülmüştür. On iki bağırsak kıvrımlı: Olumlu.”

Yılan Falı

Beşincisi ise yine Hurri kökenli olan yılan falıdır (MUŠ: Muş). Hititler tarafından çok az uygulanırdı. Bu nedenle bu falla ilgili elimizde çok az belge var. Bu fal türü su yılanları veya yılan balıklarıyla yapılırdı. Çok sayıda parsellere bölünmüş ve bu parsellere değişik adlar verilmiş olan bir havuzun içine su yılanları veya yılan balıkları atılırdı. Su yılanları veya yılan balıklarının bu bölümler arasında gelip gitmelerinden ve yaptıkları hareketlerden fal sonuçları çıkarılırdı. Bu fal türü de MUNUSŠU.GI (MUNUS ŞU.GI: Yaşlı kadın) tarafından uygulanırdı. Su yılanı falına örnek: “Kummaha şehrinde sürekli olarak kötü fal işaretlerinin verilmesi konusuna gelince: Bununla hangi kötü duruma işaret edilmiştir? Şimdi (Tanrılar) tekrar hangi fal işareti vermek istiyorlar? Şimdi majestenin başının kötü yılan balıkları ve.... bunu tespit etsin!...Yılan gitti (ve) ‘ciddi’ olan bölümde saklandı... Olumlu.”


*Dr. Öğretim üyesi, Nursel Aslantürk Çankırı Karatekin Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı, Hititolog