Sevgili Erden, okyanus kürekçiliğindeki başarıların, Türkiye’de konuya yabancı olmayanlar tarafından heyecanla takip edildi. Dünyada ise Guinness Rekorlar Kitabı’na bir kereden fazla girecek kadar büyük bir başarı kabul edildi. Dört rekorla bu kitaba adını yazdırdın. Bu yolculuklardan birinde seni Büyük Okyanus’a açılırken yolcu etmiş ve heyecanının başlangıcında bulunmaktan onur duymuştum. Senden bu rekorları teker teker kendi ağzından öğrenmek ister Magma okurları. 

KaslaGit sloganıyla üstlendiğim kas gücüyle devrialem projesi 2007 Temmuz ayında Kaliforniya sahilinden Büyük Okyanus’a açılmamla başladı. Etap etap ilerleyip beş sene on bir gün sonra geri döndüğümde, tarihte kendi kas gücüyle devrialemi başaran ilk kişi oldum. İngiliz Jason Lewis, benden önce bunu gerçekleştirmiş olsa da okyanus geçişlerinde yanında ikinci bir kişiyle ilerlediğinden, Guinness tarafından “solo,” yani “tek başına” olarak tasnif edilmedi. Ayrıca Jason, devrialem yolculuğunu on üç senede tamamladığından benimkisi aynı zamanda en hızlı devrialem oldu. Jason ve ben tarihte kas gücüyle devrialemi tamamlamış yegane kişileriz; 2014 Guinness Rekorlar Kitabı, Jason ve bana karşılıklı olarak yer verdi ve benim rekorumu “kas gücüyle ilk tek başına devrialem” olarak tasnif etti.

Devrialem hayalim o kadar büyük bir projeydi ki her etap kendi çapında bir rekor olarak tarihe geçti. İki bin altı yılı bahar aylarında Atlas Okyanusu’nu küreklemiştim. Daha sonra, 2007-2008 sezonunda Büyük Okyanus ve 2010-2011 sezonunda Hint Okyanusu’nu da geçip Madagaskar’da karaya çıktığımda, Londra merkezli Okyanus Kürekçileri Derneği beni “üç okyanusu küreklemiş ilk kişi” ilan etti ve 2012 Guinness Rekorlar Kitabı’nda bu yayınlandı. Büyük Okyanus’u geçişimde üç yüz on iki gün denizde kalarak Kaliforniya’dan Papua Yeni Gine sularına ulaşmıştım. O süre de 2009 rekorlar kitabında “denizde en uzun süre kalan yalnız okyanus kürekçisine” dair rekor olarak kaydedildi. Benden önceki rekor üç yüz dört gün ile 1996 yılında denizde kaybolan İngiliz Peter Bird’e aitti. Akabinde Peter’in annesinden kutlama mesajı almam beni çok duygulandırmıştı.

Beş Şubat günü Guinness Rekorlar Kitabı’nın Londra’daki merkez ofisinde, Yazı İşleri Sorumlusu Craig Glenday’ın elinden dördüncü rekor sertifikamı da aldım. Bu rekor bugüne kadar kariyerinin tamamında en çok mesafe kat etmiş okyanus kürekçisi olduğumu gösteriyor. Yine Londra merkezli Okyanus Kürekçileri Derneği tarafından rekorum 26 bin deniz mili civarı diye kayda geçmiş; benim GPS kayıtlarıma göre 29 bin civarında. Belki bir düzeltme söz konusu olacak.

Guinness’e bildirdiğim ve Okyanus Kürekçileri Derneği tarafından teyidi beklenen bir düzine rekor daha var. Bunlar sırayla sertifikalarıyla birlikte bana ulaştırılacaktır.

 

Yeni bir sefere, uluslararası dille söylemek gerekirse ekspedisyona çıkacağını bana söylemiştin, sonrasında o yolculuğu sormak istiyorum sana.

Barışa Yolculuk adı altında bir proje düşünmüştüm. Malum, 2015 yılı Çanakkale Muharebelerinin 100. yıldönümü idi ve uluslararası katılımla, orada savaşmış ülkelerden gelen savaş gemileri eşliğinde törenlerle anıldı. Bir asır öncesi yazılan destan ve dost-düşman karşılıklı gösterilen kahramanlıklar adına bir anı mücadelesini hayata geçirmeyi düşündüm. ABD’de oturduğum için, New York’tan başlayıp Çanakkale’ye kürekle gelmeyi tasarladım. Proje sırasında yürüteceğimiz bir bağış kampanyasıyla AKUT’a kaynak derleyecektik. Bunu başarabilmek için mevsimleri göz önüne alarak, bir sene öncesinden yola çıkmam gerekecekti; dolayısıyla, 2014 Mayıs ayında başlayıp 2015 kış aylarında Çanakkale’ye varmış olurum diye düşündüm. Ancak 2014 Nisan ayında ağır bir idmanda belimi sakatladım. İyileşip yeniden forma girene kadar denize açılmam gecikeceğinden araya kasırga mevsimi girecekti; mecburen çıkışımı bir sene ertelemek zorunda kaldım.  Yeni başlangıç tarihini 23 Nisan 2015 olarak düşündüm. Aradaki zamanda Avustralyalı ve İngiliz iki dostumu bana katılmaya ikna ettim, böylece projenin barış teması güçlenecekti ve ortak tarihimizden bahsedebilecektik. Tam bir asır önce muharebelerin olduğu aylarda denizde mücadele ediyor olacak, kendi tecrübelerimizle tarihten anekdotları harmanlayıp dünyaya Gelibolu’yu anlatacaktık. Sponsor bulunamayınca para sorunları ön plana çıktı, mali sorunlar nedeniyle çıkışımız 23 Mayıs gününe kadar sarktı. Mevsimde geciktiğimizden olsa gerek, karaya doğru esen yel nedeniyle denize açılamadık. Beklemek hem kasırga mevsimi hem de maliyet açısından sorun olacaktı, bu sefer de çıkışı iptal etmek farz oldu.  Sponsor yokluğu nedeniyle Çanakkale Muharebeleri anısına düşündüğüm projeden vazgeçmek zorundayım. Bu proje benim için ne kadar anlamlı olursa olsun, 100. yılın artık geride kalmış olması nedeniyle şirket pazarlama müdürleri gözünde artık cazibesini yitirdi.  Böylece, 100. yılda sponsor bulunamazsa akabindeki yıllarda yeterli destek hiç bulunmaz diye düşünerek başka projelere yöneldim. Diğer yandan, 2015 yılındaki güçlü El Niño iklim şartlarının bizi ne kadar etkilediğini merak ediyorum. Geçmişte haziran ayında dahi New York ve Boston yakınlarından denize açılmış kürekçilerin kaydı var. Öte yandan, ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi gözlemlerine göre, küresel ısınma nedeniyle Grönland buzul mantosu hızla eriyor. Bu soğuk tatlı su kütlesi Labrador Akıntısı ile taşınıp Atlas Okyanusu’nun kuzey bölgelerinde normalden daha soğuk bir alanı oluşturmuş. Bu nedenlerle, bu seneki rüzgâr düzeni geçmiş istatistiki verilerden çok farklı gelişti. Doğa bizden çok daha güçlü, bir noktada bunu kabullenmek gerekiyor.

 

Atlas Okyanusu yine kürekle geçeceğini konuşmuştuk, bu seferin ayrıntıları kamuoyuna açıklanacak kadar kesinleşti mi? Magma okurları seni nasıl, nerede, haritanın hangi enlem ya da boylamlarında takip edecek?

Yeni projemde, benim gibi Seattle’da oturan ikinci bir kürekçiyle birlikte Virginia’dan Fas’a kürek çekeceğim. Tarihte ilk defa Kuzey Amerika’dan Afrika’ya iki ana kıta arasında kürekle geçişi başarmış olacağız. Seattle’ın kıyısında bulunduğu Puget Sound adlı körfezin temiz kalması amacıyla kurulmuş Puget Sound Alliance adlı sivil toplum örgütünü tanıtmayı ve okyanustaki mikro plastik oranlarını kaydedebilmek için düzenli aralıklarla su örnekleri toplamayı düşünüyoruz. Bu proje için sadece ABD tarafında, özellikle Seattle civarında sponsor arıyorum.

Bugüne kadar hayatımın sekiz yüz yetmiş altı gününü aynı kayıkta okyanuslarda kürek çekerek geçirdim. Kariyer toplamında rekor yine okyanus kürekçiliğinin öncülerinden Peter Bird’e ait. Vladivostok’tan Kaliforniya’ya kürek çekerken Büyük Okyanus’ta kaybolduğu gün, kariyer toplamı dokuz yüz otuz yedi güne erişmişti. Yüz gün kadar sürecek bu yeni geçişimiz sırasında benim toplam gün sayım yeni rekor olarak kayda geçecek, bir rekoru daha logosunu teknemde taşıdığım Peter’den devralacağım. Buna ek olarak, mesafe toplamım dört bin deniz mili kadar artacak, benim rakamlarıma İngiliz, Fransız veya İtalyan rakiplerimin erişmesi bir o kadar daha zorlaşacak.

Teknemle Fas’a vardıktan sonra tekneyi konteynıra koyup ABD’ye geri yollamak masraflı olacak. Aynı para ile tekneyi Fas’ta ambara koyup 2017 Ocak ayını beklemek, sonra tekrar ABD’ye geri kürek çekmek mümkün. Bu etabı yalnız başıma üstlenirsem, başka bir tarihte ilk olacak. Afrika ile Kuzey Amerika arası Güney Afrikalı bir çift tarafından geçen sene başarıyla geçildi, ama solo geçiş henüz yapılmadı. Bunu da yabancılardan önce kendi hanemize yazmalıyım.

Umarım bir sponsor bulabilir ve planlarımı gerçekleştirebilirim. Böylece, Seattle civarında tanınmam ve gelecek projelerime destek bulmam da kolaylaşır.

 

Daha on bir yaşındayken babanla birlikte Erciyes’e çıkmış olman, belli ki, macera ve korkusuzluk eşiğini erişilmez seviyelere taşımış. Bunun böyle olduğunu hissediyor musun, bir eşiğe gelecek misin, yani kendi sınırına?

Babamın beni yetiştirme tarzı ve bana örnek teşkil ederek beni hem doğaya hem de spora erken yaşta teşvik etmesi elbette benim gelişme sürecimde etkili oldu. Sporla ciddi olarak ilgilendim, okuyarak, bilenlere danışarak ve uygulayarak doğa sporlarında kendimi yetiştirdim. Ellinci yaş günümü devrialem yolculuğum sırasında Zambiya’da bisikletle ilerlediğim sıralarda çadırımda kutladım. Elli beş yaşıma geliyorum ve hâlâ sağlıklı olmamı spora, beslenme ve yaşam tarzıma borçluyum. Daha yapacak çok proje var, tarihte ilkler hâlâ mümkün, günü geldiğinde bir şeyleri başarmış en yaşlı kişi olma rekoru dahil, bu yolda devam edeceğim gibi görünüyor.

Kaderimin kaptanı olarak ben, ilk günden beri denizde kendine yeterli ve başkalarına angarya çıkarmayan sorumlu bir denizci olmanın gereklerini yerine getirmişimdir. Bugüne kadar edindiğim en önemli tecrübe korkunun göreceli olduğu. Sorunuzda da ima ettiğiniz gibi, o korkusuzluk ile korku arasındaki eşik, kişiden kişiye değişiyor. Korkunun beni hayatta tutan temel bir duygu olduğunu inkâr edemem ve yaşım ilerledikçe bu eşik değişecektir. Öte yandan gerekli idmanları yaparak bedenen kendimi hazırlayabilirim. Kendimi eğiterek bilgi düzeyimi artırabilirim. Benden önce benzer etkinlikleri gerçekleştirmiş kişilerin yazdıklarını okuyabilir, kendileriyle temas kurup ek bilgiler edinebilirim. Kendi tecrübelerimin ışığında edindiğim bilgileri harmanlayıp yeniden gözden geçirir, üsteleneceğim yeni projelerde başıma gelecek olası sorunları önceden belirlemeye çalışırım. Bu şekilde denize açıldığımda “yanıma hangi yedek parçaları almalıyım” ya da “denizde hangi rotayı takip etmeliyim” gibi birçok soru önceden cevaplanır. Daha da önemlisi, sorun çıktığında uygulayacak bir eylem planı kafamda oluşur. Karada, dağlarda ya da kıyı boyunda kanoyla ilerlerken, diğer ortamlarda da yaklaşımım farklı değildir. Problem çıktığında korkuya yer olmaz, çözüme odaklanırım. Hazırlıksız yakalandığım konuda doğaçlama çözüm üretirim. Artık bilgi ve tecrübe ile bir problemin varlığını, daha ciddi bir soruna dönüşmeden görecek farkındalığa sahibim. Problemleri çözecek birikim ya da alternatif üretecek yaratıcılık, benim kişiliğimin vazgeçilmez bir parçası haline geldi, diyebiliriz. Bu şekilde yoğruldukça, uzunca süre planladığım bir projeye atıldığımda, duyduğum his korku yerine bilinmeyenin getirdiği heyecan ve sonunda çabalarımın meyvesini toplayacak olmanın verdiği coşku oluyor. Tereddüde sebep olacak korku yerine içimde ileriye atılmamı sağlayacak şevk duyuyorum. Umarım gelecekte her projemde yaşıma uygun yeni bir eşik seçip o eşiğe yakın bir çizgide yaşamaya devam edebilirim.