Demirden dağların kuşattığı düzlüğe kurulmuş Divriği... Eski zamanlarda efsanelerin, göksel bir yapıt olarak zamana ve mekâna hükmeden kudretli Ulucami'nin yeni zamanlarda madenciliğin ama en çok da barışçı ve açık görüşlü insanlarının karakter kazandırdığı bir kent... Beşinci yaşına giren Magma, Sivas'ın Divriği ilçesinde eskiyle yeninin karşılaşmasına tanık oldu.

Anadolu'ya Sadakat Treni'nin ilki 27 Ekim'de demirden dağlara doğru yol almaya başladı. Anadolu'ya Sadakat dedik bu yolculuğa. Çünkü toprakların, tarlaların, bağların, bahçelerin yerinde kocaman apartmanlar yükseliyor; hayvanlara eziyete göz yumuluyor; sular hidroelektrik santrallere tahsis ediliyor. Magma Genel Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek'in deyimiyle: “Bir arsa değil üzerinden geçtiğimiz topraklar, denizler de yüzme havuzu değil, nehirler de kaydırak değil. Başka canlıların yaşadığı coğrafya parçaları."

Neden tren? Yine Özcan Yüksek'in deyimiyle “Anadolu'yu bir anlamda baştan sona kadar geçecekti; demiryolu olduğu için kararlılıkla gidecekti, ayağını yerden asla kaldırmayacaktı." Ve öyle de oldu. Beş yaşındaki Nehir'den altmış iki yaşındaki Süleyman'a kadar Anadolu'ya sadakat eden yüz beş Magma okur, 27 Ekim'de Ankara'dan Divriği'ye doğru bu duygularla yola çıktı.

Güney Ekspresi'nin aştığı yüzlerce kilometrelik yol ve gün boyunca Anadolu'nun bin bir güzelliğinin tanığı olduk. Anadolu'nun eşsiz coğrafyası pencereden akarken Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç Türkiye'nin önemli doğa alanlarıyla bozkırın önemini anlattı. Magma yazarı Süreyya İsfendiyaroğlu, Anadolu'nun yaban hayatını tanıttı. Magma Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek de Anadolu'ya Sadakat ile Hasankeyf'e Sadakat trenlerinin önemine değindi. Neden Divriği'nin seçildiğini şöyle anlattı: “Otuz dördüncü sayımızda Divriği'yi kapak konusu yapmıştık. Dağların arasından geçen o tren fotoğrafını görünce dedim ki muhteşem bir yer... Okurların buraya sadece sayfalardan bakması haksızlık olur. Gidelim, oraya canlı olarak dokunalım, yaşayalım. Oranın turisti olmayalım parçası olalım. Arkadaşlarla da konuştuk ve böylece Divriği'ye trenle gitme fikri çıktı."

Doğaya Saygı: Anadolu'ya Sadakat Treni 1

Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç bozkırın önemini anlattı.

Divriği'de İlk Gün

Magma okurlarının Divriği gezisindeki ilk durağı Divriği Ulucami ve Şifahanesi. Anadolu Selçuklularının başyapıtlarından bu eser, UNICEF tarafından evrensel kültür mirası olarak tanınmış. Taş bezeme sanatı açısından dünyanın eşsiz örnekleri arasında gösterilen eseri imam Nail Ayan anlattı; Magma okurları hayranlıkla izledi ve sosyal medya canlı yayınlarında takip etti.

Ardından Divriği kent merkezi gezildi. Divriği önemli uygarlıklara ev sahipliği yapmış: Pavlikanlar, Mengücekoğulları, Anadolu Selçukluları... Kentin sokaklarında, binaların dökülen sıvalarında yılların yorgunluğunu, tarihin ağırbaşlılığını, yıllarca her medeniyetten insana ev sahipliği yapmanın misafirperverliğini ve dinginliğini hissetmek mümkün.

Doğaya Saygı: Anadolu'ya Sadakat Treni 2

Divriği Ulucami ve Şifahanesi heybetiyle herkesi kendisine hayran bırakıyor. Magmacılar, şu an restorasyonu yapılan Ulucami ve Şifahane'yi izlerken.

İlk gün, son durağımız Tuğut Köyü oldu. Köy, Osmanlı İmparatorluğu zamanında adeta bir buğday ambarıymış. Köylüler, Tuğut'un eski bir Ermeni yerleşimi olduğunu söylüyor. Eşsiz taş mimarisiyle öne çıkan Tuğut, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından koruma altına alınmış ama sanki daha çok kâğıt üzerinde... Köy halkı hizmet yetersizliğinden, köye bakım onarım yapılmamasından şikâyetçi.

Ve Divriği'ye dönüş. Kısa bir yemek molasının ardından akşam sunumları başlıyor. Magma ekibi Magma'nın geride kalan dört yılını değerlendiriyor; yazar Orhan Alkaya bozkırda yaşam sunumu yapıyor; astro-fotoğrafçı Kubilay Akdemir gece fotoğrafının nasıl çekildiğini anlatıyor. Söz okurlarımızda... Pınar Satıoğlu sadakat yolcularından biri. Magma'yı ve geziyi şöyle anlatıyor: “Magma benim için çok özel. Çünkü 1993'ten beri bu ekibi takip ediyorum. Magma ile birlikte yaş alıyorum. Bütün gezilerine katılmıştım. Her ay derginin çıkmasını dört gözle bekliyorum. İçindeki bu fotoğrafları, haberleri, Özcan Bey'in giriş yazısını okuyorum. Bunlar bana hayat kaynağı oluyor. Verdikleri emek ve Magma ile yola devam ettikleri için ben onlara teşekkür ediyorum. Çünkü benim için çok özel bir yeri vardı. İstediğim şey, bu gezilerin yaz, güz, bahar ve kış olmak üzere dörtlü gibi bir seri haline gelmesi."

Doğaya Saygı: Anadolu'ya Sadakat Treni 3

Osmanlı'nın buğday ambarı Tuğut Köyü'nde yan yana iki köprü bulunuyor. Köprülerden birinin Bizans, diğerinin Selçuklu döneminde inşa edildigi tahmin ediliyor.

Divriği'de İkinci Gün

Sarp dağları, usulca aşarak ilerliyor Çaltı Suyu. Fırat'a ulaşma sevdasıyla. Sabah saatlerinde Çaltı Kanyonu'nda su boyunca ilerliyoruz. Sonunda Divriği HES var. Terkedilmiş, ama yıkılmamış. Magma yazarı Özgür Gürbüz kullanılmayan bu santralin yıkılıp, nehrin yeniden özgürleştirilebileceğine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Elektrik üretiminde fazla kapasite var. Yeni bir enerji planı yapmanın ve politikasını hayata geçirmenin tam zamanı."

Çaltı Kanyonu yürüyüşünün ardından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinliklerindeyiz. Şiirler okunuyor; gösteriler yapılıyor; Divriğililer cumhuriyetin izinde.

Doğaya Saygı: Anadolu'ya Sadakat Treni 4

Cürek, 1930'lu yıllarda maden işçileri için yapılmış ama 1980'li yıllarda terk edilmiş bir kasaba. Yatay mimariye sahip kasabada işçiler için yapılan sosyal tesisler ve idari binalar bugün halâ ayakta.

Divriği'deki son durağımız eski maden kasabası Cürek. Kasaba, demir madenlerinde çalışan işçilerin yaşaması için 1930'lu yılların sonunda kurulmuş. Yatay mimaride doğayla iç içe lojmanlar, idari binalar, okul, sosyal tesisler yapılmış. Erken Cumhuriyet döneminin modern şehircilik anlayışının somut örneği. Ancak yerleşke yaklaşık kırk yıldır terkedilmiş vaziyette. Cürek'in eski sakinleri her sene buluşma düzenliyormuş. Anıları, isimleri okulun karatahtasında yazılı. Yazar Orhan Alkaya terkedilmiş kasabada bir müjde veriyor okurlarına: Cürek'in hikâyesi Magma'nın gelecek sayısında…

Ve dönüş yolculuğu başlıyor. Önce Divriği'den Sivas'a, ardından Sivas'tan Ankara'ya uzanan bir yolculuk. Magmacılar, Ankara Garı'nda çekilen toplu fotoğrafın ardından vedalaşıyor ve bir sonraki gezide buluşmak üzere birbirine söz veriyor.

Konuyu otuz dördüncü sayıdan alıntıyla bitirelim: “İnsanlık tarih boyunca Divriği dağlarındaki demiri örsle çekiçle dövdü, bölgenin uygarlık tarihindeki yerini bu belirledi." Magma kırk ikinci sayısını çıkardığı beşinci yılını bu özel yerde kutladı. Okurlarımızla birlikte nice yıllara...

Doğaya Saygı: Anadolu'ya Sadakat Treni 5

Anadolu'ya Sadakat yolcuları, sarp dağları delerek Çaltı Kanyonu'na hayat veren Çaltı Suyu boyunca ilerledi. Tren yoluna girdi; patikayollardan geçti; yolun sonunda terk edilmiş Divriği Hidroelektrik Santrali'ne vardı.

Anadolu'ya Sadakat yolcusunun kaleminden Divriği...