Çok iyi bildiğimiz, herkesin gezdiği, üzerine kitaplar yazılmış Anadolu aslında buzdağının görünen kısmı diyorsun. Peki Öteki Anadolu nedir?

 

Öteki Anadolu, bu coğrafyanın pek bilinmedik yüzü, göz önünde olmayan tarafıdır. Bütün Anadolu’yu düşünürsek, gezgin olduklarını söyleyenler de dahil, birçok kişi tarihsel ve doğal zenginlikleri tam olarak bilmiyor. Ama bu problem gezginlerden kaynaklanmıyor. O coğrafyanın bilinirliğini sağlayacak bir şeylerin olması önemli. Öteki Anadolu dediğimiz yerlerin insanlara anlatılması gerekiyor. Evet bilindik, herkesin gidip görmese bile bir şekilde aşina olduğu bir Anadolu var. Ne var ki bu topraklar o kadarla bitmiyor. İşte bu bilinenin devamı “Öteki Anadolu”dur. Yani bu coğrafyanın şu ana kadar pek farkına varılmamış tarihsel ve doğal zenginlikleri... Diğer yandan Öteki Anadolu büyük bir yok oluşun, talanın ve unutulmuşluğun da adıdır. Buraya yelken açan gezgini öyle fırtınalar bekler ki ne kadar tecrübeli olursa olsun gördükleri onu sarsacaktır.

 

Magma’da da kimsenin bilmediği coğrafyaları yazdın, fotoğrafladın. Bu konuda insanlara rehberlik ediyorsun. Bildiğimiz Anadolu’nun dışına nasıl çıkabiliriz?

 

İlk şart, bu konuda meraklı ve istekli olmak! Daha sonra bilgi edinmek gerekiyor. Zaten kitabın amacı bu konuda bir kapı aralamak. Ve son adım da yola çıkmak. Fakat bu yolculuk her zaman kolay olmayabilir. Öteki Anadolu’yu keşfetmek isteyenlere kısaca şunları söyleyebilirim: Gireceğiniz her yeni dünyanın kendine özgü şartları olacak. Bu şartlara uyum gösterebilmeniz için bazı şeyleri göz önüne almanız ve öğrenmeniz gerekiyor. Kâşif olmayı tam anlamıyla hissedeceğiniz bu yollarda sizi yönlendiren tabelalar hiç yoktur. Sırt çantanız, pusulanız, feneriniz, rüzgârınız, suyunuz eksik olmamalı. Giysiniz ve ayakkabınız doğa yürüyüşüne uygun olmalı. İşte Öteki Anadolu’yu keşfetmek böyle bir süreç. Belki bu yolda sadece Anadolu’nun tarihi ve coğrafyasını değil, kendinizi bile keşfedebilirsiniz. Demem o ki kendine yeni bir dünyanın kapısını açmak isteyen herkes Öteki Anadolu’yu keşif yolculuğuna çıkabilir.

 

Bu kitapla bizi dev bir arkeoparkın içine çekiyorsun. Senin keşif sürecin nasıl gelişti? Bu kitabı hazırlaman ne kadar sürdü?

 

Çok geriye gidersek ben bir doğa gezginiydim. Doğa beni kendine çekti ve onun peşinden gittim. Ama sonra bir şey fark ettim, başka bir yöntem. Doğal zenginlikleri görmek istiyorsan tarihin peşine düş! Ve tarihin peşinden gittiğim için öyle etkileyici doğal güzelliklere şahit oldum ki sırf doğa gezgini kalsaydım o anları yaşayamazdım. Anadolu’nun muazzam zengin tarihi sizi her yere sürüklüyor. Kitap bir birikimin doğal sonucu olarak çıktı. Böyle bir format ve içerik oluşturmak, çok yeni bir düşünce benim için. Hatta son anda gelişti. Daha evvel başka birçok format ve kitap kafamdan geçmişti. Dediğim gibi bu kitabın hazırlanma süreci bir hayli uzun ve hâlâ devam ediyor diyebilirim.

 

Öteki Anadolu kitap dizisinin ilki olan bu kitap Kırklareli’nden Van’a kadar uzanan arkeolojik alanları kapsıyor. Bu alanları neye göre seçtin?

 

Çok özel bir kıstasım olmadı. Önceden çok araştırdım, sonra yola çıktım. Gittikçe yeni şeyler öğrendim ve bu şekilde devam ettim. Kafamda hiçbir zaman incelikli ve öncelikli bir seçicilik olmadı. Bir iz bulabildiğim her yeri hedef koydum. Gittikçe tecrübeniz artıyor ve iş daha da keyifli bir hale geliyor. İster istemez gerçekten bazı şeyleri keşfeden oluyorsunuz.