2010 yılına kadar yapılan çalışmalarda 200 ün üzerinde kuş türünün yaşadığı bilinen Boğazkent Kuş Cenneti, Nil kaplumbağası ve saz kedisi gibi nesli tehlike altında olan bir çok canlı türüne ev sahipliği yapıyor. Bu nadir canlıların varlığı Boğazkent markasını ekoturizm ve özel ilgi turizmi anlamında çok kuvvetlendiriyor.  Gelir seviyesi yüksek bir kitle olan kuş gözlemcileri bu özel ilgi gruplarından sadece bir tanesi.  Diğer taraftan Boğazkent’in tarihsel kimliği bu bölgenin doğal mekan ruhunu ve doğal markasını ciddi anlamda kuvvetlendirir nitelikte. 

Dünyaca ünlü Boğazkent ve Belek kumsalının oluşum sebebi olan Köprü Çayı, çok eski zamanlardan bu yana insanlık tarihinde yerini alan bir nehir. Mağara yaşamından itibaren insanlık tarihinin yaşam alanlarına baktığımızda, bu coğrafyalarda her bir yerleşimin kıyısında bir nehir, bir sulak alan veya bir göle rastlarız. Efes’i Küçük Menderes Deltası’nda; Hasankeyf’i Dicle Nehri’nin kıyısında; Olba’yı, Olba Çayı’nın Andriake’yi Çayağzı Kuş Cenneti’nde ve Karain Mağarası’nı Kırkgöz Sulakalanı yanında görüyoruz. Phaselis, Olympos, Arykanda ve Sagalassos’un içinden geçen tatlı su kaynakları yaşamı insanlara sunuyor. 

Susuz en fazla 2 gün yaşayabilen insan hayatı için içilebilir tatlı su çok önemlidir. Fakat bununla birlikte milyonlarca canlıyı bünyesine çeken su kaynakları, insanlar için ayrıca bir besin kaynağı oluşturur. Tarıma geçtiğimizde suladığımız toprağın ürününü bollaştıran suyu insanoğlu hiçbir zaman yadsımamıştır. Anadolu’da böylesi bir yaşam sunan suyun, zaman zaman taşıp insan yapılarını yıkan, coğrafyayı şekillendiren nehirlerin tanrısal gücü olduğuna inanılması kaçınılmazdı. Boğazkent’in şekillendiren Köprü Çayı’nın ismi Eurymedon da bir tanrıydı. İsmini aldığı tanrı, Eurymedon tanrısının heykeli, Köprü Çayı’nın kaynağına yakın bir yer olan Zindan Mağarasında bulundu. Bu heykel bugün Isparta Müzesi’nde sergileniyor. 

Antik çağda, bugünkü Aspendos antik kentinin bulunduğu bölgeye kadar bu nehrin üzerinde gemi işliyordu. O dönemde sahip olduğu coğrafya ve o coğrafyanın nimetleri ile çok önemli bir kent olan Aspendos için olan en büyük savaşlardan birisi Pers ve Yunan tarihini değiştirdi. Pers ilerleyişi batıda dururken Yunanlıların Batı Anadolu’da hakimiyeti başladı.  Perslerle Yunanlılar arasında geçen bu savaşın adı; Eurymedon Savaşı. 

M.Ö. 461 yılında Aspendos için 200 donanma ile bu nehirde Yunanlılar Pers donanmasını Boğazkent'te bozguna uğrattılar.