Ezidi sözcüğü için genel kabul gören yorum şudur: Kürtçe ez-dan yani beni veren, beni yaradan. Sözcük sonradan Yezdan (tanrı, tanrı vergisi) biçiminde kavramlaşmıştır. Ezidilik, sadece Botan - Bahdidan (Hakkari ve Duhok) yöresinde sadece Kürtlere özgü bir inanç olmakla birlikte esasında Alevilik gibi başta Zerdüştilik olmak üzere Mezopotamya - İran coğrafyasındaki birçok inanç, din ve mezhepten etkilenmiş; sonradan kendi sentezini oluşturup din haline gelmiş. Çok yanlış biçimde Ezidilere şeytana tapanlar, Allahsız kâfirler damgası vurulmuştur. Evliya Çelebi bile Musul gezisinde bu terimi kullanmıştır. Halbuki Ezidiler, şeytana ve güneşe tapmazlar ama her ikisini kutsal bilirler. Allah’a taparlar. Tanrı algılaması, Zerdüştlük’teki gibi düalist (ikili) değildir. İyilik ve kötülük tanrısı yerine iyi ve kötüyü veren tek tanrı anlayışı vardır.

Yukarıdaki suçlamalar, Ezidi toplumunun hem dışlanması hem günümüze kadar uzanan 73 katliamdan geçirilmesinin de ana nedenidir. Birkaç örnek verelim:

Ezidi ruhani önderi II. Adi 1221 yılında Moğollar tarafından öldürüldü. Yerini alan Hesen İbn Adî zamanında Ezidiler, geleneksel İslama ait olmayan, büyük ihtimalle yerel Kürt dini geleneğinden gelen fikir ve davranışlar edindi. Bu durum, etraftaki Müslümanları rahatsız etti. Bazı kaynaklara göre Musul Atabegi Bedreddin Lulu, dini önder Hesen ibn Adî ve 200 adamının öldürülmesini emretmiş. Aynı olayda Şêx Adî’nin kemiklerinin de yakıldığı iddia ediliyor. Dini önder Şêx Hesen’in oğlu Şerefedîn ise 1257/1258 tarihinde Moğollara karşı savaşta öldürüldü.

1415’te Müslüman komşuları büyük bir ordu toplayıp birçok Ezidi’yi öldürdü. Şêx Adî Türbesi’ni yıktılar (Kreyenbroek 1995: 34-35)

Böylece Ezidiler eskiye oranla sıklıkla saldırı ve katliamlara maruz kaldı.

1733’te Bağdat Valisi Ahmed Paşa’nın gönderdiği ordu, Sincar ve birçok Ezidi köyüne saldırarak Ezidi mallarını talan edip yağmaladı. Ezidi kadın ve çocukları köleleştirildi. Erkekler kılıçtan geçirildi ve 300’ünün kafası kesilerek İstanbul’a gönderildi. Defalarca tekrar edilen yağma ve katliamlara karşı Ezidiler dağlara çekilerek direndi.

Zorla din değiştirme politikalarının bir başka yüzüyse zorunlu askerlik uygulamaları oldu. Diğer Kürt aşiretleri gibi devlete asker vermeleri istenen Ezidi halkı bu dayatmayı kabul etmedi. 19. yüzyıl boyunca süren askerlik dayatması bazen vergiler yoluyla ötelenebildi ancak bazı zamanlarda katliamlar için bahane oldu. Ezidi inancındaki katı kurallar askerliği neredeyse imkânsız hale getiriyordu. Ezidi önde gelenlerinin bu durumu güzelce anlatmalarına karşın Osmanlı, diğer azınlıklara tanıdığı hakları Ezidilere vermedi. Sultan Abdülhamid dinsiz ve sapık olarak nitelendirdiği Ezidilere Müslüman olmadıkları takdirde askerliğin yanında ödenmemiş iki yıllık vergi borcunu peşin ödemelerini dayattı. Padişah yaşlı Ezidi beylerine zorla üniforma giydirdi. En kötüsü, inançlarınca yasak olan mavi renkli üniformaları giydirmesi oldu. Her iki olay, Ezidi halkının direncini körükledi. Ömer Vehbi Paşa, bir kez daha İslam’ı dayattığı halkın bunu kabul etmemesi üzerine Laleş’te bulunan Şeyh Adil Tapınağı’nı kapattı, Melek Tavus heykellerine el koydu. Bazı Ezidi aşiretleri vahşi uygulamalar neticesinde İslam’ı kabul ederken direnişi seçen büyük çoğunluksa bir kez daha katledildi.

Ezidiler, Müslüman Kürtler tarafından birçok defa saldırıya uğradı.

Rewandûz Beyi Kör Mıhemmed Paşa, 1832 yılında Ezidilere karşı yaptığı katliamlar Ezidilerin kültürel hafizasına kazınmış durumda. Botan Emiri Bedirhan Bey, Dasin Ezidilerinin lideri Seîd Beg’e Ridwan Kalesi’nde Osmanlı ordusunun yanında saldırdı (1836). Botan’da Osmanlı’ya isyan bayrağı açan Bedirhan Bey, Kurban Bayramı’nda topladığı yüzlerce Ezidiyi zorla müslümanlaştırmak istemiş, topluluğun bunu red etmesi üzerine 400 Ezidiyi kendi elleriyle keserek kurban etmişti.

Her duada önce 72 millete iyilik isteyen bu kadim topluluğun 74 kez katliama uğramasına, yaşamın acımasız cilvesi diye bakmamak gerekir.

 

Resimaltları:

1) Hastalar ve yürüyemeyecek halde olanlar taşındı.

2) İşid’in Kuzey Irak’taki kanlı saldırısından kaçan Ezidiler, zor patikaları aşarak Şırnak yakınlarındaki Roboski’den (Uludere) kalabalık kafileler halinde Türkiye’ye geçti.

3) Akıl almaz ölümlerden, tecavüzlerden can havliyle kaçan Ezidiler, kimi yerde traktör römorklarına, kamyon kasalarına doluştu.