Yaklaşık yüz sene önce bu zamanlar, tamamının yok olduğu sanılan Yahi kabilesinden Kızılderili bir adam, Lassen Dağı’nın eteklerinden bir kasabaya yürüyerek girmiş ve herkesi şok etmişti. Kabilesinin 1866 yılında gerçekleştirilen soykırımla tüm üyeleri öldürülmüş olduğundan bu adamın hayatta kalmış son üye olduğu düşünüldü. Gerçek ismini kimseye söylemeyen adama Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de çalışan antropologlardan Alfred Kroaber ve Thomas Waterman, Yahi dilinde “adam” anlamına gelen Ishi ismini vermişti.

Bir süre sonra basının ilgisini çeken Ishi, gazetelerde “son vahşi Kızılderili” gibi başlıklarla yer bulmaya başladı. Üzerinde araştırmaya başlayan antropologlarsa onu Antropoloji Müzesi’ne yerleştirdi. Müzede sergilenen Kızılderili, oklar yapıp Yahi kültürünün değişik yönlerini anlatırken ziyaretçiler onu izleyebiliyordu. Orada zorla tutulup tutulmadığı hakkında tarihi kayıt yok. 1916 yılında doktorların elinde ölen Ishi’nin beynini araştırmacılar “zekânın hiyerarşisi” adlı çalışma için kullanmak istedi. Ancak çok uzun mücadele sonunda geleneklerine uygun ve düzgün şekilde gömülebildi.

Geçtiğimiz günlerde Kaliforniya Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde profesör olan Nancy Scheper-Hughes, kampüsteki antropoloji departmanı adına Ishi’nin gördüğü muamele için özür mektubu yazdı ve Kızılderili aktivistlerin olduğu bir toplantıda okudu. Aktivistler kamuya açık yerde yaptıkları hatayı kabul edip sorumluluk alarak kendilerinden özür dileyen kurumla ilk defa karşılaştıklarını söyledi. Bölümlerinin sömürgeci ve emperyalist geçmişiyle yüzleşmeleri gerektiğini söyleyen araştırmacılar, Ishi’nin devam eden bir soykırımın yüzü olduğunu belirtti. Bir insana hayvanat bahçesindeki bir hayvan muamelesi yaptıklarını kabul eden bazı profesörler, üniversitenin bundan sorumlu olduğunu, günümüzde yaşayan Kızılderililer için bir şeyler yapması gerektiğini savundu. Üniversitenin antropologları kampüsün geçmişte yerli halklara davranış biçimini telafi edebilmek için yeni projeler üzerinde düşünüyor.