Yapılaşma, taş ocakları, termik santraller, jeotermal enerji derken giderek yok olan ormanlar bir tehlikeyle daha karşı karşıya. TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen düzenlemeye göre Orman Genel Müdürlüğü ormanları gençleştirmek ya da seyreltmek amacıyla ağaçları kendisi kesip işlemeyecek; bunun yerine ihaleyle en yüksek teklifi veren şirket ve holdinglere beş yıllığına tahsis edecek. Şirket, isterse aynı yeri hatta başka bir ormanlık alanı da ihaleyle alabilecek. Şirketler, önceden işaretlenmiş canlı ağaçları diledikleri zaman kesip işleyecek ya da satabilecek. Peki, muhalefetin eleştirilerine rağmen kabul edilen 13. madde ne anlama geliyor? Ormanlık alanlar tehlikede mi?

Orman Mühendisi ve Türkiye Ormancılar Derneği Batı Akdeniz Şubesi Başkanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, devletin ormanları korumasının sorumlulukları arasında olduğunu belirterek anayasamızın devlet ormanları hakkında belirlediği kanuna göre “devletçe yönetilir ve işletilir” hükmüne karşın ormanların yönetimi ve işletilmesine yönelik faaliyetlerin, devletin maliyetleri yüksek gerekçesiyle özel sektöre devrini düşünmenin acizlik ifadesi olduğunu belirtti. Neyişçi sözlerine şöyle devam etti: “Köklü devletler işletme maliyetlerini düşürebilmenin yollarını bulmalı, bulabilmelidir. Sorun yeni gelir kaynakları bulmak ise bunun yolu devletin yapmak zorunda olduğu işleri başkalarına yaptırmak değil, alternatif yollar yaratmaktır. Devlet kolay ve riskli yolları değil, akılcı ve güvenli yolları tercih etmeli...”

Ormanlar Satılmaz! 1

Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, Türkiye Ormancılar Derneği Batı Akdeniz Şubesi Başkanı.

Ormanlar Risk Altında

“Makilik alanlar da dahil ormanlar hassas ekosistemlerdir ve temel yaşam destek sistemlerimizin en önemlilerinden biridir; yönetim ve işletilme sorumluluğunun anayasa hükmüyle devlete verilmesinin nedeni budur,” diyen Prof. Dr. Neyişçi sözlerine şöyle devam ediyor: “Orman içine girmesine izin verilen her faaliyetin bu hassas ekosistemi olumsuz etkileme olasılığı çok yüksek. Ek gelir elde etmek için gerçekleştirildiği anlaşılan yeni düzenlemenin, orman yangını riskini önemli ölçüde artırması olası. Sadece bu risk bile devletin elde etmeyi planladığı ek gelirden çok daha fazla maddi kayba neden olabilir. Buna, neden olunabilecek ekolojik kayıplar da eklenmeli.”

Ek gelir elde etme konusuna da değinen Prof. Dr. Neyişçi şu öneride bulundu: “Ormanların ve özellikle milli parkların eğitim ve rekreasyon amaçlı kullanımını düzenleyerek de ek gelir elde edilebilir. Bu yolla gelir elde edilirken orman sevgisi ve koruma bilincinin geliştirilmesi de gerçekleştirilmiş olur. Sonuç olarak ormanlarımızı, yani yaşam destek sistemlerimizi devlette karşı korumak durumundayız.”

“Ormanlar Korunaksız Hale Geldi...”

Yasayla birlikte kamuoyunda 2B olarak bilenen kanunun orman işgallerine izin veren maddesinin kapsamı genişletildi. Yeni yasaya göre de kanunun “yürürlüğe girdiği tarihte üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan” ifadesiyle tanımlanan alanlar orman sınırları dışına çıkartılıyor.

İstanbul’un kuzeyindeki ormanların yok olmasına karşı mücadele eden Kuzey Ormanları Savunması, maddeyi ormanlar için ölümcül yara olarak nitelendirdi. “Bugüne kadar turizm, eğitim, altyapı, enerji tesisleri için kullanılmasına izin verilen ormanlar sınırsız biçimde yapılaşmaya açılıyor” diyen Kuzey Ormanları Savunması ormanların korunmadığını vurguladı: “Yasanın yürürlüğe girdiği 28 Nisan 2018 tarihinden önce işgal edilmiş orman alanları orman dışına çıkarılırken, mevcutta orman olan alanların dahi bir kısıtlama olmaksızın imara açılmasına izin verildi. Bu madde ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen tüm ormanlar, orman alanı statüsünden çıkarılabilecek. Anayasal koruma altındaki ormanlık alanlar yasa ile korunaksız hale geldi.”

Ormanlar Satılmaz! 2

Kuzey Ormanları, İstanbul.

Fotoğraf: Timur Kara

Kararın iptal edilmesi gerektiğini belirten Kuzey Ormanları Savunması sözlerini şöyle sonlandırdı: “Hükümet iktidar olduğu 16 yıl boyunca Türkiye’nin doğal zenginliklerini; ormanlarını, derelerini, vadilerini, kıyılarını, yaylalarını, meralarını acımasızca tahrip etti, edilmesine olanak veren yasal düzenlemeler yaptı, o da yetmediyse hukuku yok saydı. Doğaya ilan edilmiş bu savaş, mega katil projelerle inşaat sermayesinin yağmasına açılan Kuzey Ormanlarının da büyük ölçüde tahrip olmasına, parçalanmasına yol açtı. Tüm bu yağmaya rağmen halen direnen Kuzey Ormanları bu yasayla ölümcül bir yara daha almış olacaktır.”