Batman’ın tarihi ilçesi Hasankeyf 12 bin yıllık geçmişiyle Mezopotamya coğrafyasının yaşayan belleği konumunda. Süryanice Hesna Kepha, Arapça Hisn Kafya ve Osmanlılarda Hasankeyf olarak isimlendirilen ilçede, 6 bine yakın mağara olduğu biliniyor. Dicle üzerine yapılacak Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin baraj gölü nedeniyle sular altında kalma ve tüm kültürel hazinesini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Hasankeyf’i korumak için 2009’dan beri çeşitli kampanyalar yürütülüyor. Tüm tepkilere ve kampanyalara karşın 12 bin yıllık tarih gözden çıkarılmış durumda. Yakın zaman önce Hasankeyf mağaralarının bazıları dinamitlerle yok edildi. Hasankeyf ve büyük bir nehir havzası da yaklaşık 60 yıllık ömrü olacak Ilısu Barajı’na kurban ediliyor. Yöre sakinleri “iş işten geçti, devlet ne isterse onu yapacak” diyerek umutsuzluklarını dile getiriyor.

Daha Fazla Acı

Hasankeyf hakkında görüş belirtmekten kaçınan halkta büyük endişe ve korku hâkim. Kısıtlı sayıda da olsa görüştüğümüz yurttaşlar patlamalardan sonra her yerin toz içinde kaldığını belirterek şöyle diyor: “Daha ne diyeyim baraj yaptılar, şimdi mağaraları patlatıyorlar. Yarın da bizi çıkaracaklar, canları ne isterse onu yapacaklar...” Bayramdan sonra dükkânından çıkarılacağını belirten bir esnaf ise “bizim tek istediğimiz artık daha fazla acı yaşamamak” diye ifade ediyor derdini...

Kimsemiz Yok

Tam 28 yıl önce yaşadığı mağaranın gözleri önünde patladığını ifade eden Sabri Öner ise hem 12 bin yıllık tarihin hem de kendi geçmişinin yok edilmesine tepkili: “Gördüğünüz gibi iki katlı bir yer burası ve biz de ikinci katında yaşıyorduk. Merdivenleri vardı ama onu da yıkmışlar. İçi oldukça geniş. Biz o zaman dokuz kişi bu mağarada yaşıyorduk.” Mağaralardaki yaşamın daha sağlıklı olduğunu söyleyen Öner konuşmasına şöyle devam etti: “Mağaralar yazın serin, kışın da sıcaktı ama mağaraların içinde hiç hastalanmazdık. Soğuk olunca günde sadece bir defa soba yakmamız yetiyordu ve sıcak tutuyordu.” Süleyman Demirel’in başbakan olduğu dönemde mağaralardan çıkarıldıklarını söyleyen Öner, “şimdi de bu tarihi mağaraların taşlarını yerinden koparıyorlar, bu yıkım karşısında sadece üzülüyoruz hiçbir şey yapamıyoruz” dedi. Bu mağaraların şimdi yaşadıkları yerden daha güzel olduğunu söyleyen Önal, “bizi savunan kimse yok, kimsemiz, sahibimiz yok diyor” diye belirtti.

Baraj Olunca Ne Olacak?

Baraj tamamlandığında ilk çağlardan beri yerleşim alanı olan bölgede İran, Arap Yarımadası, Kafkaslar ve Anadolu arasındaki geçişi sağlayan pek çok geçit sular altında kalacak. Bu yüzden uygarlığın ilk izleri, tarımın başlangıcı ve çok sayıda medeniyetin kalıntıları da baraj gölünün içinde kalmış olacak ve bu kalıntılara bir daha kimse ulaşamayacak. Tarihin henüz aydınlatılmamış pek çok kalıntısı da gün yüzüne çıkamadan yok olacak.

Türkiye’deki Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun yirminci maddesine ait, “taşınmaz kültür varlıkları bulundukları yerde korunmalıdır” ibaresine rağmen 12 Mayıs tarihinde saatlerce süren işlem sonucunda Zeynel Bey Türbesi taşınmıştı. Yedi tarihi yapının daha yeni yapılan Hasankeyf yerleşkesine taşınması planlanıyor.

Ayrıca Avrupa’nın önde gelen kültür mirası kuruluşu Europa Nostra’nın Hasankeyf’i, Avrupa’nın En Çok Tehlikede Olan Yedi Kültür Mirası Listesi’ne seçmişti. Hasankeyf ve Dicle Nehri’ni korumak için Avukat Murat Cano, mimarlık tarihi profesörü Zeynep Ahunbay ve Magma Dergisi Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek’in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne açtıkları bir dava da bulunuyor.