NASA’nın LANDSAT uydusu Marmara Denizi’nin görüntülerini çekti ve pek iç açıcı sonuçlar çıkmadı. Fotoğraflarda suyun üzerinde değişik renklerde gözüken çalkantılı şekillerin “fitoplanktonlar” adı verilen canlılar olduğu düşünülüyor. Bilim insanları sarı - yeşil ve kırmızı - mor çizgilerin değişik türleri temsil ettiğini tahmin ediyor ve bu türlere Prorocentrum micans ve Noctiluca scintillans adları veriliyor. Bu türlerin ikisi de suyun rengini değiştirmeleriyle bilinen zehirli bir yosun türü; ortamı oksijensiz bırakarak sualtındaki yaşamı yok edebiliyor. Ekosistemde ciddi dengesizlik olduğunu gösteren fotoğraf, Marmara Denizi’nin son halini ortaya koyuyor.

Tek hücreli çiçeksiz bitkisel organizmalar şeklinde açıklanabilecek fitoplanktonlar, tüm sucul ortamlarda bulunuyor ve sualtı zenginliğinde önemli rol oynuyor. Bu organizmaların miktarları artıp su yüzeyinde renk değişimlerine neden olması, ekosistemde sorun olduğuna işaret ediyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Profesör Songül Nihayet Bizsel, Magma okurları için konuyu şöyle açıkladı:

“Fitoplanktonlar atmosferdeki karbondioksitin mevcut seviyede aşağı yukarı sabit kalmasında başat rol oynar. Bu da iklim değişikliği üzerinde ne denli belirleyici olabileceklerinin açık göstergesi. Ayrıca denizsel ekosistemde tüm besin ağını yaratan biyolojik üretim sürecinin de ilk basamağını oluşturan biyolojik güneş̧ pilleridir. Güneş̧ enerjisinden yararlanarak ilk organik maddeyi sentezlerler. Bunun anlamı yediğimiz karides, ahtapot gibi tüm deniz ürünlerinin varlığını bunlara borçlu olmamızdır.”

Profesör Bizsel, bu organizmaların kimi zaman aşırı üreyerek deniz yüzeyinde geniş̧ alanlarda renk değişimi yaratabildiklerini de söyledi. Bizsel, “bu durum o ekosistemde kirlilik gibi bir baskı olduğunun açık göstergesidir” diyerek Marmara Denizi’ndeki görüntüleri yorumladı.

NASA’nın fotoğrafında görüldüğü gibi fitoplanktonların salgıladığı metaloitlerin kimi zaman toksin özellikte olabileceğini belirten Bizsel balık, karides, midye gibi deniz canlılarını öldürebilen bu metabolitler için “bazen, bunları tüketen insanlar üzerinde de etkili olabilirler” dedi. Öyle ki “genellikle insanda, sindirim, sinir ve kas sistemi üzerinde etkili olabilirler; felç veya ölüme kadar giden vakalar mevcuttur” diye bir uyarı da yaptı.

Bizsel sözlerine şöyle devam etti: “Su değişim hızının düşük olduğu ortamlarda aşırı çoğaldıklarında hızla ölerek ortamda yüksek miktarda organik madde üremesine neden olurlar ve bu madde ortamdaki oksijeni hızla tüketir. Kimi halde, saatlerle ifade edilecek kadar kısa zaman dilimi içerisinde oldukça geniş̧ alanlarda etkili olabilen bu süreç, hayvansal yaşamı oksijensizlik nedeniyle kitlesel olarak yok edebilir.”