Michaël Laterveer, elinde balık kepçesiyle kültür havuzunun içerisini kontrol ediyor. Utrecht’teki deneysel balık üretim tesisinde son altı aydır sürdürdüğü çalışmanın sonucunu almak üzere. Nazikçe kepçeyi daldırıyor ve havuzdan beş santimetre boyunda bir yavruyu yakalıyor. Yakaladığı minik, bir aylık bir kalkan (Scophthalmus maximus) balığı. Michaël, yetiştirilmesi oldukça zor olan kalkan balığının sürdürülebilir yollardan üretimi üzerinde çalışıyor. Gezegendeki balık stokları oldukça azalmış durumda. Günümüzde küresel balık kültürü, maalesef sürdürülebilir yöntemlerle gerçekleştirilmiyor ayrıca balık kültür kafeslerinin çevreye olan etkisi oldukça yüksek seviyelerde.

Michaël, balık üretiminin çevreye olan negatif etkisini azaltabilmek adına farklı bir yöntem geliştirmiş. Planktonu içeride tutan filtrelerle desteklenmiş havuzlarda balık dışkılarını mikro-alge dönüştürüyor. Bu algler kopepodlar olarak bilinen minik deniz kabukluları tarafından besin olarak tüketiliyor. Kabuklular da balık larvaları tarafından yeniliyor. Buna ilaveten zeminde biriken artık maddelerse deniz solucanları ve salyangozlar tarafından tüketiliyor. Bu şekilde tüm artık maddeler sistemden temizlenerek, kültür havuzları doğayı taklit eder nitelikte kendi içerisinde küçük bir ekosisteme dönüştürülüyor. Michaël tarafından kullanılan bu filtrasyon sisteminin adı DyMiCo (dinamik mineral kontrolü). Bu filtrelerin özelliği, su değişimi gerektirmemesi ve yalnızca 150 vat kullanılarak elli bin litre suyun filtre edilebilmesi. Sonuçlar harika! On iki bin litrelik havuzlarda yüzen yüzlerce altı santimetre boyunda sağlıklı kalkan yavrusu...

Karadeniz ve Marmara’da gittikçe azalan kalkan stoklarını düşünürsek bu gibi projeler, ülkemiz denizlerinde de stokların iyileştirilmesi ve desteklenmesi adına heyecan verici. Ayrıca ekonomik anlamda sürdürülebilir, çevreye etkisi en aza indirilmiş, alternatif bir balık üretiminin oluşturulması, balık pazarlarındaki kalkan fiyatları göz önüne alınırsa stokların üzerindeki baskıyı azaltmak ve halka sağlıklı ve yeterli balık proteini sağlamak adına da önem taşıyor. Aslında Karadeniz’de 90’lı yılların sonunda Japon - Türk ortaklığında kalkan stokları iyileştirme çalışması yapılmıştı ve kalkanlar başarılı şekilde Karadeniz’e salınmıştı. Beklentimiz bu projelere önem verilmesi ve ülkemizde de yeni nesil bilimsel gelişmeleri takip eden projelerin faaliyete geçirilebilmesi.