Bingöl’e bağlı Sarıçiçek Köyü, 2 Eylül 2015 gecesi, tüm gezegenin en korkulu ama o ölçüde merak uyandıran rüyasını gördü. Atmosfere girdikten sonra parçalanan bir meteor, saat 23:10’da Sarıçiçek Köyü ve çevresine saçıldı. Sabah evlerinin bahçesinde daha önce hiç görmedikleri siyah taşlarla karşılaşan köylüler şaşkındı. Bilimcilerse bu dünya dışı konuklara çoktandır aşinaydı ve bu olay yürütülen araştırmalar için yeni bir gelişmeydi. Nitekim meteor, TÜBİTAK Türkiye Meteor Takip Ağı Projesi (TÜMETAP) tarafından takibe alındı. Düşen ilk örnekler, Bingöl Üniversitesi işbirliğiyle analiz için İstanbul’a getirildi. Bu arada meteor bilimi alanında işbirliği içinde olduğumuz NASA Ames Research Center araştırmacısı ve SETI Meteor Çalışma Grubu sorumlusu Dr. Peter Jenniskens ile temasa geçilerek çalışmalara katılması önerildi. Dr. Jenniskens 27 Eylül’de İstanbul’a geldi. Olayın, iki yıl önce Rusya’da Çelybinsk’teki meteor düşmesine benzerliği ve olası ilişkisi de göz önüne alınarak Dünyayı Savunma Girişimi programı çerçevesinde, uzmanların da katılımı sağlanıp kapsamlı olarak ele alınması kararlaştırıldı. Meteor bilimi (Meteoritics) alanında çalışan belli başlı merkezlere ve araştırmacılara internet çağrıları yapıldı. TÜBİTAK projemiz koordinasyonunda bir Bingöl - Sariçiçek Meteor Düşmesi Olayı Araştırma Grubu oluşturuldu. Grupta 12 Türk, 11’i NASA’dan 36 yabancı araştırıcı yer alıyor.

İlk incelemeler Sarıçiçek bulgularının önemine işaret ediyor. Dr Jenniskens’in söylediği gibi: “Bu türden ana cismin, yere ulaşmadan uydularca da görüldüğü ve patlama sonrası yeryüzündeki parçacık dağılımı bu kadar detaylı takip edilebilen meteorit sayısı çok fazla değil. Sarıçiçek bulguları bu açıdan da atmosfere giriş ve parçalanma mekanizmalarının anlaşılmasında çok önemli olacak.”

 

Asteroid Avcısı

NASA’nın uluslararası partnerlerle yürüttüğü Gezegeni Savunma Adımı (Planetary Defense Initiative) projesi, dünyaya çarpması olası göktaşlarının takibini ve bunların tehlikelerinden dünyayı korumayı amaçlıyor. Gerçek koruma çabaları öncesinde, bu türden tehlike yaratan gök cisimlerinin belirlenmesi ve yörüngelerinin hesaplanması, yeryüzüne çarpma olasılıklarının belirlenmesi çok önemli. Bu çabadaki bilinmeyenleri azaltmak için NASA’nın yeni önerisi bir Asteroid Avcısı Uzay Teleskopu kurulması. Ancak bunun gerçekleşmesi zaman alacak.

Göktaşlarının çok eski bir öyküsü var: 65 milyon yıl kadar önce dinozorları yok eden, büyük olasılıkla, “Yere Yakın Cisimler” (Near Earth Objects, NEO) sınıfı bir göktaşıydı. Bunlar, Güneş’in çevresinde dolanmakla birlikte, yörüngeleri dünyamıza çok yaklaşan, bazen de çarpan ve sayıları binlerle ifade edilen gök cisimleridir. NASA ve diğer uzay ajansları, fizikçi ve astronomlar, bu göktaşlarının yerlerini ve yörüngelerini belirleme ve dünyayla çarpışma ihtimalinde rotalarından çıkarma yöntemleri üzerinde yoğun çalışma içinde. Tüm bunlar insanlığın hayatta kalma sınavına hazırlık çabalarıdır! Bu çalışmaların önemli yönü, yörüngesi dünyayla çarpışma rotasında bulunan göktaşlarının, çarpışma olayından çok önce belirlenebilmesi, bir şekilde çarpışma önlenemezse atmosferin ve dünyanın böyle bir çarpışmaya olan tepkisini önceden tahmin etmeye, anlamaya çalışmamızdır.

 

NASA’nın Çabaları

NASA, Amerikan Kongresi’nce Gezegeni Savunma Girişimi yaklaşımı çerçevesinde, kendisinden istenen “çapları 1 kilometre ve daha büyük NEO sınıfı göktaşlarının yüzde doksandan fazlasının envanterini çıkarma” görevini 2010 yılında tamamladı. Bu büyüklükteki cisimler, gezegen çapında felaket yaratabilecek olanlar. Bunlardan hiçbiri, şimdilik, dünyamızla çarpışma rotasında görünmüyor. Ancak bu gruba girmeyecek kadar küçük, olay sonrasında 18 metre çapında olduğu hesaplanan bir göktaşı Şubat 2013’te Rusya’nın Çelyabinsk kenti üzerinde patlamış, yaklaşık 1.600 kişinin yaralanmasına ve maddi zarara yol açmıştı.

Çelyabinsk olayı daha küçük göktaşlarının da önemli tehlike arz ettiğini gösterdi. Bunun üzerine Amerikan Kongresi, NASA’nın yeni görevini, “çapı 140 m’den daha büyük olanların en az yüzde 90’nının 2020’ye kadar belirlenmesi” olarak belirledi. Fakat, görevle birlikte çalışma için gerekli ek fon sağlanmadığı için NASA’nın bu hedefi gerçekleştirmesi zor. NASA, şimdilik, bir yandan elindeki gözlem olanakları -ABD’de ve dünyaya yayılmış bazı gözlemevleri ve yerel meteor projesi yürüten bilimcilerle (Türk bilimcilerle olduğu gibi) işbirliği yanında Geniş Görüş Alanlı Kızılötesi Kamera Uydusu (WISE) ile çabalarını sürdürüyor. Ancak WISE da 2017 başlarında devreden çıkacak.

 

Göktaşlarını Görmek

Göktaşlarının tespiti ve gözlemi için NASA, Yakın Cisimler Kızılötesi Kamerası, (NEOCam) projesini, öncelikle desteklenecek projelerin kısa listesine aldı. NASA, listedeki toplam beş projeden bir veya ikisini seçerek,2020 başlarında yörüngeye gönderilmesini hedefliyor. Ancak NEOCam yoluyla tehlike arz eden uzay taşlarının belirlenmesi, bunun kadar önemli diğer projelerle (örneğin küresel ısınma amaçlı olanlarla) parasal kaynak elde etme konusunda yarışmak zorunda. Aslında NEO taramaları için ayrılan para, kongre tarafından, 10 kat artırılarak 40 milyon dolara çıkarıldı. Ancak NEOCam türü bir uydu projesi için 500 milyon dolar mertebesinde fonlamaya gerek var. Bazı araştırmacılara göre NASA’nın NEOCam projesini son listeye almama gibi bir lüksü bulunmamaktadır. Görünen o ki NASA bu parayı bir şekilde (mesela Gezegenleri Keşif Programları’ndan keserek) bulmak zorunda. NEOCam projesinin başaraştırıcısı Amy Mainzer şöyle diyor: “NEOCam ile uzun vadede neyle karşı karşıya olduğumuzu ve yere yakın cisimler hakkında ne mertebede telaş göstermemiz gerektiğini öğrenmiş olacağız.”