Geleceği kestirmek artık o kadar da zor değil. Ancak küreselleşmenin nasıl ve ne yönde gelişeceğini anlamak için ne yönden ve hangi bileşkelerin ürünü olarak ortaya çıkacağını görebilmek gerekir. Bunun için de önümüzdeki 15 - 20 yılda hangi sanayilerin ekonomideki ve toplumdaki değişimleri sürükleyeceğini öngörebilmeliyiz. Ele almamız gereken anahtar gelişmeler arasında robotik, yaşam bilimleri, para akışının kodlanması – yönetimi ve ilgili siber - güvenlik ve büyük veri yönetimi yanında bunları doğuran jeopolitik, kültürel ve nesil farklarına dayalı başlıkları sayabiliriz. Büyük ölçüde bilişime dayalı yeni sanayilerin ön plana çıkması, geniş ölçekli küreselleşme eğilimlerini temsil yetenekleri ve birbirleriyle sağlamakta oldukları ortak yaşam oluşturma (symbiosis) becerileri sayesindedir.

Robotlar Geliyor (Mu?)

Bu başlık altında robot bilimi (robotics) ve yaşam bilimlerindeki ilerlemelerin çalışma hayatımızı ve yaşam tempomuzu nasıl büyük ölçüde değiştirebileceğini sorgulayacağız. Robotlar, giderek karmaşıklaşan ve daha sofistike hale gelmekte olan yapıları ve artan becerileriyle yakın çevremizi daha da sıkı şekilde işgal edecek, kesin. Şimdiden ofis ve evlerimiz, kendi kendine çalışan, bazı kararları “alabilen”; fotokopi makineleri, yazıcılar, buzdolapları, çamaşır ve bulaşık makineleri, mikrodalga fırınları ve diğer yarı-otomatik mutfak ve ev aletleri uygulamalarıyla dolmaya başladı! Daha güçlü yapay zekâ ve makine dili uygulamaları sonucu doğacak yeni ve daha geniş ölçekli tarımsal, endüstriyel ve bilgi - işlemsel (sayısal) devrimlerin, işgücü / işsizlik, fakirlik ve benzeri sosyal sorunlar açısından da önemli sonuçları olacağı anlaşılıyor.

İnsan Dediğimiz Makinenin Geleceği (Var Mı?)

Yaşam bilimlerindeki dramatik gelişmeler (genomlar, gen manipülasyonu, genetiği değiştirilmiş organizmalar -GDO- ve yeni türden gıdalar) bir yandan daha uzun ve sağlıklı yaşam olanaklarını geliştirirken beklenmedik yeni tehditlere kapı aralamakla da suçlanıyor. Genomik bilimi manipülasyonlarının olsun, GDO’lu yeniliklerin olsun, bazen (özellikle uzun vadelerde) hesaplanamamış, beklenmedik sonuçları ortaya çıkabiliyor. Bu alanlarda sofistikasyon arttıkça, sıranın “istenen özelliklere sahip çocuklar (tasarlanmış bebekler)” noktasına varacağı, maddi gücü olanların “gen zengini” (gen-zen) bir “tür”e (sınıfa) evrilirken daha alt sınıfların “doğallar” (naturel’ler) olarak üst sınıfların hizmetinde bir tür “köleler” haline gelebileceği ciddi şekilde değerlendiriliyor. Bunu önleme yoluysa gelişmelerle elde edilen yararların tüm sınıfların emrinde olmasına izin verecek bir düzenin ve sağlam bir demokratik yönetişim ortamının kurulmasından geçiyor!

Diğer gelişme yönü de insan organlarının kök hücrelerdeki gen manipülasyonu veya diğer yollarla yenilenebilmesi ve yapay ortamlarda büyütülmesi yolunun güvenli bir şekilde açılması olasılığı. Böylece bir yandan çok daha uzun yaşam sürelerine ulaşılırken artacak gerekli hizmetlerde giderek daha yüksek oranlarda robotlardan yararlanılması kaçınılmaz olarak gündeme gelecek. Bunların da bir adım ötesi, kendi kendine çok daha geniş çerçevelerde karar verebilecek, hemen hemen veya bütünüyle otonom robotların genişleyen kullanım alanları ve yapay zekâ çalışmalarını bile yürütebilecek robot - insanların dönemi olabilir. O zaman, kim kimin hizmetinde sorunu çok daha ciddi şekilde tartışılır hale gelecektir. (Bkz: Yapay Zekâ ve Düşünen Makineler, Şubat 2018, Magma Dergisi.)

Geleceğe Yolculuk: Makineler ve İnsanlar 1

Robotlar artan becerileriyle hayatın daha çok içinde.... Suudi Arabistan tarafından vatandaşlık verilmiş tek robot olan Sopia, İsviçre’deki Küresel Yapay Zekâ Zirvesi’nde konuşma yaptı.

Yazılımlar Kodlamalar Nelere Kâdir?

Göz önüne alınması gerekli bir diğer alan bize bilgisayar programlamanın (yeni adıyla kodlamanın) ekonominin tüm alanlarındaki artan uygulamalarıdır. Bunun sanal ve gerçek dünyalarımızda yaratacağı dönüşüm, halen kamu denetiminde olan şu iki alanı özellikle etkileyecektir: Para ve kuvvet (fiziksel güç kullanma yetkisi). Unutmayalım ki hızlı gelişme ve altüst oluşlar daha büyük kararsızlıklar ve karışıklıklar da demektir.

Kodun ticarette yaygınlaşması, köy ve kasabadaki küçük esnafa ve küçük işletmelere, para kazanma, harcama, biriktirme ve transferinde yeni ve büyük fırsatlar yaratma potansiyelindedir. Bu dönemin başlarında merdivenaltı sayılabilecek Microsoft, Apple ve benzeri bilgi teknolojileri amaçlı garaj şirketlerinin, çok hızlı büyüdükleri gözlendi.

Bir devletin en önemli egemenlik göstergelerinden birinin para olduğunu biliyoruz: Cumhurbaşkanları veya başbakanlarının, kral ve kraliçelerin resimleriyle süslü metal veya kâğıt nesneler. Geçerli bir para sahibi olmak (basabilmek) ulusal ekonomilerin, devlet gücünün hatta ulusal kimliğin önemli bir parçasıdır. İşte bu ilişkinin sayısal teknolojilerle kırılması teşebbüslerinden birinin adı Bitcoin. Bunu, sayısal teknolojilerin ulus devletlerle para arasındaki ilişkiyi kırarak yeni bir güven ortamı oluşturma ve bunu gözetme amaçlı protokol veya kurallar manzumesi olarak da alabiliriz.

Bitcoin (BTC şeklinde kısaltılması da yaygın olarak kullanımdadır), uluslararası bir para birimi olarak, 2008 - 2009 ekonomik krizi sırasında ortaya çıktı. Bunu, her şeyin (bu arada paranın) kodlanması / sayısallaşması çabalarının yükseldiği günümüzde, paranın geleceği için (bir yazılım kodu olarak saklanabilen ve canlı (online olarak değişime sokulabilen ) bir ilk deneme olarak kabul edebiliriz. BTC, bazen da görünmeyen ve elle tutulamayan yönleri nedeniyle kripto - para (cryptocu - rency) olarak da adlandırılır. Bu aynı zamanda güvenliğinin kriptografik yöntemlerle güven altına alındığının bir işaretidir.

Kodu Silah Olarak Kullanmak: Kod Kırıcı Hacker’lar Neler Yapabilir?

Kodlamanın karanlık bir tarafı da vardır. Yeni fırsatlar yaratmak kadar yıkıcı etkiler üretme potansiyelindedir. Alandaki kötü niyetli aktörlerin vereceği zararlar ve bu zararların öngörülüp önlenmesi gereği, ulusal ve uluslararası ekonomileri bu alanda da tedbirler almak zorunda bırakıyor.

En güvenli “para” olma iddiasındaki BTC’de, ilk dönemlerinde, kod kırıcıların saldırısından kendini koruyamamıştı. Bu şekilde yaklaşık 500 milyon dolar değerinde BTC’nin çalındığı söyleniyor. Platform CEO’su “kod kırıcı hacker’ların, yazılımlarındaki bir boşluğu kullanarak hesap boşaltma işlemlerini gerçekleştirdikleri” savunmasını yapmış, “yazılımdaki, herhangi bir giriş - çıkış için gerekli zamanlama devresindeki bir boşluğu keşfeden kırıcıların, bir giriş - çıkış işlemi için şifre denetlemesinin BTC bilgisayarlarınca tamamlamasından önce çekme işlemini tamamlama yolunu bulduklarının anlaşıldığını, bu ‘böcek’ boşluğunun şimdi tümüyle giderildiğini” ifade etmişti.

Aslında bu olayda neyin nasıl gerçekleştiği ve yararlananın kim olduğu hâlâ karanlıktadır. Ancak İsviçre Federal Teknoloji Kurumu araştırıcıları da BTC giriş - çıkışlarındaki “buharlaşma” olaylarını denetime aldığında, 302 bin olayın kayıtlara geçtiğini ve çoğu olayın, platform CEO yukarıda verilen açıklamasından sonra gerçekleştiğini belirlemiştir. Bu buharlaşmalarda söz konusu platform CEO’sunun rolü olup olmadığı halen belirsiz ve söz konusu web sitesi kısa süre sonra tümüyle kapatıldı.

Bilgi Çağının Hammaddesi: Veri ve Büyük Ölçekli Veri Yönetimi

Büyük veri işlemede ulaşılacak gelişmeler, gezegen boyutlu siyasetlerin (geopolitics) olanakları ve sınırlamaları için gerekli altyapıyı belirleme yanında, küresel pazarların dağılımı ve alacağı şekilleri tayinde de yaşamsal öneme sahip. Tarımsal üretim çağında toprak, sanayi çağında da demir ve kömür hammadde konumundaysa, çağımızda da veri aynı konumda.

İnternet, görünüşte karmakarışık ve kaotik bir ‘bilgi’ ve veri deposudur ancak buradaki veriyi uygun şekillerde sorgulayıp yeni şekillere sokmak ve bundan yararlı işler geliştirmek, hatta kazanca dönüştürmek için yollar bulunabiliyor. Büyük veri çoğu kez, bir ürün için hedeflenen gruplara yönelik ilan ve reklam aracı olma özelliği ötesinde başlangıçta düşünülmemiş çok farklı ekonomik sektörler için yararlı uygulamalara ve hatta kronik görünen sosyal problemler için çözüm önerileri geliştirme çabalarına dönüştürülebiliyor. Büyük veriyi ekonomik ve pratik şekilde kullanıma sokabilme yollarının (yazılım ve donanım olarak) bulunması, önümüzdeki dönemin en önemli uğraş alanlarından biri olacaktır.

Geleceğe Yolculuk: Makineler ve İnsanlar 2

Bilgisayar programlamanın, yeni adıyla kodlamanın ticarette yaygınlaşması, para kazanma, harcama, biriktirme ve transferinde yeni ve büyük fırsatlar yaratacak gibi görünüyor.

Büyük Pazarların Gelecekteki Coğrafi Dağılımı

Büyük resme baktığımızda geleceğin sanayilerinin, var olan küresel politik yapı içinde ortaya çıkmakla birlikte onu dönüştürerek yeni şekiller vereceği ve başka gelişim coğrafyaları yaratabileceği öngöründe bulunabiliriz. 20. yüzyılda pazarlarla politik yapılar arasındaki temel bölünmenin, sağ ve sol ideolojiler veya dünya görüşleri tarafından belirlendiğini görüyoruz. 21. yüzyıldaysa bu bölünmenin, küreselleşmeye açık veya ona kapalı sistemler arasında olacağı anlaşılıyor. Yeni rekabet koşulları ve politik zorunluluklar, dünyada bir dizi karışım (hibrit) modellere yol açıyor. Bu konunun açıklığa kavuşması, gelecekte de sürdürülebilir büyüme ve yeniliklere açık olma yanında, ulusal devletlerin, uluslararası kurumların ve şirketlerin liderlerinin bilgiye ve veriye dayalı akıllı, doğru yatırım ve yer seçimlerine bağlı olacaktır.

Kadının Toplumdaki Yeri

Bu tartışma sırasında genel bakış ilkesi, toplumların, ailelerin ve bunları oluşturan bireylerin gelişimi için gerekli yarışın rekabet kuralları içinde gerçekleşmesi olmuştur. Yerkürenin en yenilikçi ülkeleri ve şirket yöneticileri / çalışanları arasında, “toplum” ve onun yetişmiş ve yetişmekte olan bireyleri en değerli kaynak olarak görülürken bu kaynağın nasıl daha bilinçli olarak güçlendirilebileceği hedefi, giderek kendiliğinden ortaya çıkan bir kültürel ortak  düşünce durumundadır.

Bu genel çerçeve içinde geleceğin meslekleri tartışmasının ötesinde, günümüzde yenilikçi bir kültüre sahip olmanın en önemli göstergelerinden biri toplum içinde “kadının durumu”dur. Kadının sosyal, ekonomik ve politik konumunun güçlendirilmesi adımları, ekonomilerin, toplumların ve insanlığın genel “sağlığı” açısından ayrı öneme sahip. Bir şirketin veya ülkenin rekabet gücünü artırmanın en önemli adımı, kadının ekonomik ve politik olarak topluma tümüyle entegre edilmesidir. Kadına önemsiz ve olumsuz roller vererek hemcinsleri arasındaki eşitliği her alanda sağlayamayan toplumlar, geleceğin yenilikçilik ve ilerleme dalgasının kesinlikle dışında kalacaktır. (Isaacson)

Geleceğin Meslekleri

Özgürlük ve demokrasinin sınırlandığı ülkeler, yenileşme ve gelişme dalgasının dışında kalıyor. Bu yöndeki değişimleri başaramazlarsa bu ülkeler, kesinlikle geleceğin sanayi ve iş ve istihdam geliştirme olanaklarından mahrum kalacak. Buluş ve yenilikler, tartışmaya ve yeni fikirlere kapalı ortamlarda yeşeremez. Yenilikçi şirketlerin geriye dönük politikalara sahip ülkeler yerine özgürlüğe değer veren ülkelere doğru yelken açmaya devam edeceği açıktır.

Çocuklarımızın bizim yaşadığımız dünyadan daha farklı bir dünyada yaşayacağını biliyoruz artık. Görünen o ki robotların daha büyük ve önemli roller üstleneceği, gen mühendisliği alanlarının giderek daha fazla uygulama alanları bulabileceği, pazarlamanın, paranın ve tüm yöneti(şi)min çok daha büyük oranlarda sayısallaşacağı, bu yapay ortamlarda yol ve yön bulmanın, kandırılmamanın, yeni yöntemlerinin öğrenilmesi ve hatta meslek olarak düşünülmesi gerektiği çok açık. Ekmeğin artık taştan değil ama veriden çıkarılacağı dönemlere hazır olmamız gerekiyor.

Öyleyse bize ve çocuklarımıza önemli görevler düşüyor. Toplumumuzun yarısını oluşturan kadınlarımızın ekonomik ve sosyal yaşama tümüyle eklemlenmesi ve ülkemizdeki demokratik ortamın geliştirilmesi de yenilikçi dünyaya katılma gücümüzü artıracak temel manivelalar. Bu türden araçların harekete geçirilmesi zorunluluğu omuzlarımızda: 21. yüzyılda Türkiye’nin küresel toplumun yeni yıldızlarından biri olması için çok az engelimiz var...

Geleceğe Yolculuk: Makineler ve İnsanlar 3

İnsanın Şifresi

İnsan makinesinin yapılış ve isleyiş formülü vücudumuzu oluşturan 50 trilyon kadar hücrenin her birinin çekirdeğinde bulunan DNA molekülünde tekrarlanır. Bu genetik bilgi, resimde sembolik olarak tüm vücuda dağıtılmış ve rastgele yerleştirilmiş dört farklı aminoasidi temsil eden A, G, T, C harfleriyle gösteriliyor. Genetik bilgimiz bu dört harfle tek satır olarak yazılmış bir kitap gibidir. Kitapta yaklaşık 3 milyar harf vardır. Bu harflerin insandan insana değişen kısmı binde 1 mertebesindedir; yani bizi bir diğer insandan ayıran harflerin sayısı 3 milyon civarındadır. Bunu 40 satırlık ve her satırda 75 harflik (sayfa başına 3 bin harflik) bir kitap olarak bassak insanlar arasındaki tüm farklar yaklaşık 3 milyar / 3000 yani 1000 sayfalık bir kitap oluşturur. Tüm genom (DNA molekülü) ise bunun gibi bin ciltlik bir kütüphaneyi dolduracaktır. Şu an insanın şifresi olan harflerin okunması, 1989-2003 arasında 18 ülkenin katılımı ve 3 milyar dolarlık harcamayla tamamlanmıştır. Harflerin ne olduğunu bilmek, bize kitabın tamamını okuma fırsatı verecektir. Halen kitaptan bölük pörçük bazı kırıntıları okuyabilir durumdayız. Ülkemizde de tüm illerimizden yeterli düzeyde örnek alımıyla bir Türkiye gen haritası çıkarmak üzere çalışmalar devam ediyor.